Hayatta geri alamayacağımız pek çok şey var. Kırılan bir kalbi onarmak zor olabilir, kaybolan bir eşyayı yerine koyamayabiliriz. Ama bunların hepsinden daha değerli ve geri dönüşü olmayan bir şey var: Zaman.
İlginçtir ki insanlar paralarını harcarken hesap yapıyor, alışverişte indirim kovalıyor, en uygun seçeneği bulmaya çalışıyor. Ama söz konusu zaman olunca aynı özeni göstermiyoruz. Saatlerce sosyal medyada amaçsızca dolaşıyor, ertelediğimiz işler için “Yarın yaparım.” diyoruz. Sonra da zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz.
Oysa hepimizin günde 24 saati var. Kimseye fazladan bir saat verilmiyor. Başarılı insanların sırrı belki de daha fazla zamana sahip olmaları değil, ellerindeki zamanı daha doğru kullanmalarıdır.
Bir düşünün… Son bir haftada gerçekten size katkı sağlayan kaç şey yaptınız? Kaç kitap sayfası okudunuz, kaç yeni bilgi öğrendiniz ya da sevdiklerinizle ne kadar kaliteli vakit geçirdiniz? Belki de çoğumuzun cevabı düşündüğümüz kadar tatmin edici olmayacak.
Teknoloji hayatımızı kolaylaştırdı ama dikkatimizi de parçaladı. Sürekli bildirimler, bitmeyen videolar ve ekran başında geçen saatler, fark etmeden günlerimizi tüketiyor. En acısı ise bunun çoğu zaman farkına bile varmıyoruz.
Zamanı iyi değerlendirmek demek, sürekli çalışmak anlamına gelmiyor. Dinlenmek de, aileyle vakit geçirmek de, bir fincan kahve eşliğinde sessizce düşünmek de zamanı doğru kullanmanın bir parçasıdır. Önemli olan, zamanı bilinçli geçirmek ve günün sonunda “Bugün benim için değerliydi.” diyebilmektir.
Çünkü hayat aslında yıllardan değil, anlardan oluşuyor. Bir çocuğun ilk adımı, bir dostla edilen sohbet, anne babayla geçirilen bir akşam… Bunların hiçbirini para satın alamaz. Kaçırıldığında da geri getirmek mümkün değildir.
Belki de bugün kendimize sormamız gereken en önemli soru şu: “Ben gerçekten zamanımı yaşıyor muyum, yoksa sadece tüketiyor muyum?”
Bu sorunun cevabı, hayatımızın yönünü değiştirebilir. Çünkü zaman, harcadığımız değil; nasıl değerlendirdiğimiz ölçüde kıymetlidir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hilal DEMİRTAŞ
En Büyük İsraf: Zaman
Hayatta geri alamayacağımız pek çok şey var. Kırılan bir kalbi onarmak zor olabilir, kaybolan bir eşyayı yerine koyamayabiliriz. Ama bunların hepsinden daha değerli ve geri dönüşü olmayan bir şey var: Zaman.
İlginçtir ki insanlar paralarını harcarken hesap yapıyor, alışverişte indirim kovalıyor, en uygun seçeneği bulmaya çalışıyor. Ama söz konusu zaman olunca aynı özeni göstermiyoruz. Saatlerce sosyal medyada amaçsızca dolaşıyor, ertelediğimiz işler için “Yarın yaparım.” diyoruz. Sonra da zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz.
Oysa hepimizin günde 24 saati var. Kimseye fazladan bir saat verilmiyor. Başarılı insanların sırrı belki de daha fazla zamana sahip olmaları değil, ellerindeki zamanı daha doğru kullanmalarıdır.
Bir düşünün… Son bir haftada gerçekten size katkı sağlayan kaç şey yaptınız? Kaç kitap sayfası okudunuz, kaç yeni bilgi öğrendiniz ya da sevdiklerinizle ne kadar kaliteli vakit geçirdiniz? Belki de çoğumuzun cevabı düşündüğümüz kadar tatmin edici olmayacak.
Teknoloji hayatımızı kolaylaştırdı ama dikkatimizi de parçaladı. Sürekli bildirimler, bitmeyen videolar ve ekran başında geçen saatler, fark etmeden günlerimizi tüketiyor. En acısı ise bunun çoğu zaman farkına bile varmıyoruz.
Zamanı iyi değerlendirmek demek, sürekli çalışmak anlamına gelmiyor. Dinlenmek de, aileyle vakit geçirmek de, bir fincan kahve eşliğinde sessizce düşünmek de zamanı doğru kullanmanın bir parçasıdır. Önemli olan, zamanı bilinçli geçirmek ve günün sonunda “Bugün benim için değerliydi.” diyebilmektir.
Çünkü hayat aslında yıllardan değil, anlardan oluşuyor. Bir çocuğun ilk adımı, bir dostla edilen sohbet, anne babayla geçirilen bir akşam… Bunların hiçbirini para satın alamaz. Kaçırıldığında da geri getirmek mümkün değildir.
Belki de bugün kendimize sormamız gereken en önemli soru şu: “Ben gerçekten zamanımı yaşıyor muyum, yoksa sadece tüketiyor muyum?”
Bu sorunun cevabı, hayatımızın yönünü değiştirebilir. Çünkü zaman, harcadığımız değil; nasıl değerlendirdiğimiz ölçüde kıymetlidir.