Toplumda sıkça duyduğumuz bir söz vardır: “Okumanın yaşı yoktur.” Aslında bu söz, yalnızca diploma almak ya da okul sıralarında oturmak anlamına gelmez. Öğrenmek, insanın doğduğu andan hayatının sonuna kadar devam eden bir yolculuktur. Bu nedenle eğitimin de yaşı yoktur.
Geçmişte eğitim denildiğinde akla daha çok çocuklar ve gençler gelirdi. Oysa günümüzde teknoloji, iletişim ve bilgiye erişim imkânlarının gelişmesiyle birlikte her yaştan insan öğrenme fırsatı bulabiliyor. Emeklilik döneminde üniversiteye başlayanlar, yıllar sonra yabancı dil öğrenenler ya da yeni bir meslek edinmek için kurslara katılanlar bunun en güzel örnekleri arasında yer alıyor.
Hayatın kendisi aslında en büyük öğretmendir. İnsan yaş aldıkça farklı deneyimler kazanır, olaylara farklı açılardan bakmayı öğrenir. Ancak deneyim kadar önemli olan bir başka unsur da kendini geliştirme isteğidir. Çünkü öğrenmeyi bırakan kişi, zamanla değişen dünyaya ayak uydurmakta zorlanır. Öğrenmeye devam eden kişi ise yaşından bağımsız olarak kendini yeniler, ufkunu genişletir ve hayata daha güçlü tutunur.
Özellikle günümüzde bilgi çok hızlı değişiyor. Dün geçerli olan birçok bilgi bugün güncelliğini yitirebiliyor. Bu nedenle eğitim artık belirli bir yaş dönemine sıkıştırılamayacak kadar önemli bir ihtiyaç haline gelmiştir. İnsanlar meslek hayatlarında başarılı olabilmek, teknolojiyi takip edebilmek ve sosyal hayatta aktif kalabilmek için sürekli öğrenmek zorundadır.
Eğitimin yaşı olmadığını gösteren en güzel örneklerden biri de azim ve kararlılıkla yıllar sonra eğitim hayatına dönen insanlardır. Kimi yarım kalan hayalini gerçekleştirmek için, kimi çocuklarına örnek olmak için, kimi de sadece öğrenmenin mutluluğunu yaşamak için yeniden okul sıralarına oturuyor. Bu insanlar bize, öğrenmenin yaşla değil istekle ilgili olduğunu gösteriyor.
Sonuç olarak eğitim, insan hayatının belirli bir dönemine ait değil, yaşam boyu süren bir süreçtir. Yaşımız kaç olursa olsun yeni bilgiler öğrenebilir, yeni beceriler kazanabilir ve kendimizi geliştirebiliriz. Çünkü insanı genç tutan şey yalnızca bedeni değil, öğrenmeye açık kalan zihnidir. Bu yüzden her zaman hatırlamalıyız ki; eğitimin gerçekten yaşı yoktur.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hilal DEMİRTAŞ
Eğitimin yaşı yoktur...
Toplumda sıkça duyduğumuz bir söz vardır: “Okumanın yaşı yoktur.” Aslında bu söz, yalnızca diploma almak ya da okul sıralarında oturmak anlamına gelmez. Öğrenmek, insanın doğduğu andan hayatının sonuna kadar devam eden bir yolculuktur. Bu nedenle eğitimin de yaşı yoktur.
Geçmişte eğitim denildiğinde akla daha çok çocuklar ve gençler gelirdi. Oysa günümüzde teknoloji, iletişim ve bilgiye erişim imkânlarının gelişmesiyle birlikte her yaştan insan öğrenme fırsatı bulabiliyor. Emeklilik döneminde üniversiteye başlayanlar, yıllar sonra yabancı dil öğrenenler ya da yeni bir meslek edinmek için kurslara katılanlar bunun en güzel örnekleri arasında yer alıyor.
Hayatın kendisi aslında en büyük öğretmendir. İnsan yaş aldıkça farklı deneyimler kazanır, olaylara farklı açılardan bakmayı öğrenir. Ancak deneyim kadar önemli olan bir başka unsur da kendini geliştirme isteğidir. Çünkü öğrenmeyi bırakan kişi, zamanla değişen dünyaya ayak uydurmakta zorlanır. Öğrenmeye devam eden kişi ise yaşından bağımsız olarak kendini yeniler, ufkunu genişletir ve hayata daha güçlü tutunur.
Özellikle günümüzde bilgi çok hızlı değişiyor. Dün geçerli olan birçok bilgi bugün güncelliğini yitirebiliyor. Bu nedenle eğitim artık belirli bir yaş dönemine sıkıştırılamayacak kadar önemli bir ihtiyaç haline gelmiştir. İnsanlar meslek hayatlarında başarılı olabilmek, teknolojiyi takip edebilmek ve sosyal hayatta aktif kalabilmek için sürekli öğrenmek zorundadır.
Eğitimin yaşı olmadığını gösteren en güzel örneklerden biri de azim ve kararlılıkla yıllar sonra eğitim hayatına dönen insanlardır. Kimi yarım kalan hayalini gerçekleştirmek için, kimi çocuklarına örnek olmak için, kimi de sadece öğrenmenin mutluluğunu yaşamak için yeniden okul sıralarına oturuyor. Bu insanlar bize, öğrenmenin yaşla değil istekle ilgili olduğunu gösteriyor.
Sonuç olarak eğitim, insan hayatının belirli bir dönemine ait değil, yaşam boyu süren bir süreçtir. Yaşımız kaç olursa olsun yeni bilgiler öğrenebilir, yeni beceriler kazanabilir ve kendimizi geliştirebiliriz. Çünkü insanı genç tutan şey yalnızca bedeni değil, öğrenmeye açık kalan zihnidir. Bu yüzden her zaman hatırlamalıyız ki; eğitimin gerçekten yaşı yoktur.