Yaz geldi mi eskiden aklımıza tatil, deniz, piknik gelirdi. Son yıllarda ise ilk akla gelen şey ne yazık ki orman yangınları oluyor. Televizyonda yükselen alevleri izliyoruz, sosyal medyada siyaha bürünen dağları görüyoruz. Birkaç gün üzülüyoruz, sonra hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Ama yanan sadece ağaçlar olmuyor.
Bir orman yandığında aslında yılların emeği, binlerce canlının yuvası ve çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras kül oluyor. Bir ağacın büyümesi onlarca yıl sürüyor ama onu yok etmek için bazen birkaç saniyelik bir dikkatsizlik yetiyor.
İşin en acı tarafı ise yangınların büyük bölümünün insan kaynaklı olması. Yol kenarına atılan bir sigara izmariti, söndürülmeden bırakılan mangal ateşi, cam şişelerin güneş altında mercek etkisi oluşturması ya da anız yakılması… Bunların her biri koca bir felaketin başlangıcı olabiliyor.
Yangın çıktıktan sonra kahramanlık yapmak elbette çok değerli. Günlerce uykusuz kalan orman işçileri, itfaiye ekipleri, gönüllüler, su taşıyan vatandaşlar… Hepsi büyük bir mücadele veriyor. Ancak asıl kahramanlık, yangının hiç çıkmamasını sağlamak değil mi?
Bu sıcak günlerde hepimize önemli görevler düşüyor. Ormanlık alanlarda ateş yakmamak, çevreye çöp bırakmamak, şüpheli bir durum gördüğümüzde vakit kaybetmeden yetkililere haber vermek aslında çok basit ama hayati sorumluluklar.
Unutmamamız gereken bir gerçek var: Ormanlar sadece bugün yaşayanların değil, yarın doğacak çocukların da hakkı. Bizden önceki nesiller nasıl bu yeşil mirası bize bıraktıysa, bizim de aynı sorumluluğu taşımamız gerekiyor.
Doğa kendini zamanla yenileyebilir ama kaybettiğimiz her orman için geçen yılları geri getiremeyiz. Bu yüzden bugün atacağımız küçük bir adım, yarın binlerce hektarlık ormanı kurtarabilir.
Lütfen bu yaz daha dikkatli olalım. Çünkü bazen küçücük bir kıvılcım, koca bir geleceği yakabilir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hilal DEMİRTAŞ
Bir Kıvılcımın Bedeli
Yaz geldi mi eskiden aklımıza tatil, deniz, piknik gelirdi. Son yıllarda ise ilk akla gelen şey ne yazık ki orman yangınları oluyor. Televizyonda yükselen alevleri izliyoruz, sosyal medyada siyaha bürünen dağları görüyoruz. Birkaç gün üzülüyoruz, sonra hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Ama yanan sadece ağaçlar olmuyor.
Bir orman yandığında aslında yılların emeği, binlerce canlının yuvası ve çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras kül oluyor. Bir ağacın büyümesi onlarca yıl sürüyor ama onu yok etmek için bazen birkaç saniyelik bir dikkatsizlik yetiyor.
İşin en acı tarafı ise yangınların büyük bölümünün insan kaynaklı olması. Yol kenarına atılan bir sigara izmariti, söndürülmeden bırakılan mangal ateşi, cam şişelerin güneş altında mercek etkisi oluşturması ya da anız yakılması… Bunların her biri koca bir felaketin başlangıcı olabiliyor.
Yangın çıktıktan sonra kahramanlık yapmak elbette çok değerli. Günlerce uykusuz kalan orman işçileri, itfaiye ekipleri, gönüllüler, su taşıyan vatandaşlar… Hepsi büyük bir mücadele veriyor. Ancak asıl kahramanlık, yangının hiç çıkmamasını sağlamak değil mi?
Bu sıcak günlerde hepimize önemli görevler düşüyor. Ormanlık alanlarda ateş yakmamak, çevreye çöp bırakmamak, şüpheli bir durum gördüğümüzde vakit kaybetmeden yetkililere haber vermek aslında çok basit ama hayati sorumluluklar.
Unutmamamız gereken bir gerçek var: Ormanlar sadece bugün yaşayanların değil, yarın doğacak çocukların da hakkı. Bizden önceki nesiller nasıl bu yeşil mirası bize bıraktıysa, bizim de aynı sorumluluğu taşımamız gerekiyor.
Doğa kendini zamanla yenileyebilir ama kaybettiğimiz her orman için geçen yılları geri getiremeyiz. Bu yüzden bugün atacağımız küçük bir adım, yarın binlerce hektarlık ormanı kurtarabilir.
Lütfen bu yaz daha dikkatli olalım. Çünkü bazen küçücük bir kıvılcım, koca bir geleceği yakabilir.