Oysa Bursa’da yaşayan biriyseniz, biraz kafanızı kaldırıp çevrenize bakmanız yeterli.
Çünkü bu şehir insana bazen bir deniz kenarında, bazen Uludağ’ın havasında, bazen bir türküde, bazen de çınar altında içilen bir bardak çayda “İyi ki bugün evden çıkmışım” dedirtebiliyor.
Üstelik bunların çoğu için büyük bütçelere de gerek yok.
MUDANYA’DA DENİZE KARŞI YÜRÜMEK
Bursa’da kafasını dağıtmak isteyenlerin aklına gelen ilk yerlerden biri Mudanya’dır.
Deniz havası başka geliyor insana.
Sahilde yürüyorsun…
Bir banka oturuyorsun…
Çayını, kahveni alıyorsun.
Karşında Marmara.
Özellikle gün batımına doğru Mudanya’nın havası değişir.
İnsan bazen hiçbir şey yapmadan da güzel vakit geçirilebildiğini orada hatırlıyor.
Hele yanında sevdiğin insanlar varsa…
Gerisi çok da önemli değil.
ULUDAĞ’A ÇIKMAK İÇİN KIŞI BEKLEMEYİN
Uludağ denildiğinde akla hemen kar ve kayak geliyor.
Oysa Uludağ yalnızca kışın güzel değil.
Sonbaharı başka…
İlkbaharı başka…
Yazın serinliği bambaşka.
Şehrin gürültüsünden çıkıp kısa süre içerisinde ormanın içine girmek bile insanın havasını değiştiriyor.
Bazen yanına termosunu alıp birkaç saat doğada oturmak, günlerdir biriken yorgunluğu azaltmaya yetiyor.
Bursa’nın en büyük şanslarından biri belki de budur:
Dağ hemen yanı başımızda.
CUMALIKIZIK’TA KAHVALTI, SONRA UZUN BİR YÜRÜYÜŞ
Hafta sonlarının klasiklerinden biridir Cumalıkızık.
Taş sokakları…
Eski evleri…
Köy kahvaltıları…
Ama bence Cumalıkızık’ın güzelliği sadece kahvaltı masasında değil.
O sokaklarda ağır ağır yürümekte.
Telefonu biraz cebine koyup etrafa bakmakta.
Yüzlerce yıllık bir yerleşimin içerisinde olduğunuzu hissettiğinizde Bursa’nın ne kadar özel bir şehir olduğunu yeniden fark ediyorsunuz.
GÖLYAZI’DA GÜN BATIMINI İZLEMEK
Bursa’nın en güzel kaçış noktalarından biri de Gölyazı.
Özellikle gün batımında…
Gölün üzerindeki tekneler, kıyıdaki eski evler, sokaklar…
Bir süre sonra şehrin merkezinden çok da uzaklaşmadan bambaşka bir yere gelmişsiniz gibi hissediyorsunuz.
Fotoğraf çekmek isteyen için ayrı güzel.
Yürümek isteyen için ayrı.
Hiçbir şey yapmadan gölü seyretmek isteyen için ayrı.
Bazen mutluluk gerçekten bu kadar basit.
HEYKEL’DEN TOPHANE’YE YÜRÜMEK
Bursa’da yaşayanların bazen Bursa’yı gezmeyi unuttuğunu düşünüyorum.
Turistler geliyor, bizim her gün önünden geçtiğimiz yerlere hayran kalıyor.
Biz ise aceleyle yanından geçip gidiyoruz.
Bir gün arabayı bırakın.
Heykel’den başlayın.
Kapalıçarşı’ya girin.
Koza Han’da oturun.
Oradan Tophane’ye doğru yürüyün.
Saat Kulesi’nin oradan şehre bakın.
İnsan kendi yaşadığı şehre bazen turist gibi bakmalı.
Çünkü alışmak, güzelliği görünmez hâle getiriyor.
KONSERE GİDİN, TİYATROYA GİDİN
Bir şehrin insanına iyi gelen şeylerden biri de sanattır.
Bursa bu konuda hiç de fakir bir şehir değil.
Konserler…
Tiyatrolar…
Festivaller…
Söyleşiler…
Sergiler…
Türk halk müziğinden klasik müziğe, pop konserlerinden geleneksel sanatlara kadar yıl boyunca çok sayıda etkinlik yapılıyor.
Üstelik bunların önemli bir bölümü ücretsiz ya da ulaşılabilir fiyatlarla izlenebiliyor.
Bir akşam televizyonun karşısında oturmak yerine konsere gitmek insanın bütün haftasını değiştirebiliyor.
Canlı müziğin enerjisi başka.
Hele sevdiğiniz bir türkünün ilk notaları başladığında…
Bazen insanın ihtiyacı tam olarak budur.
DAĞ YÖRESİNE DOĞRU ÇIKIN
Bursa yalnızca merkezden ibaret değil.
Keles’e gidin.
Orhaneli’ne…
Büyükorhan’a…
Harmancık’a…
Bir köy kahvesinde oturun.
Çay söyleyin.
Oradaki insanlarla iki kelam edin.
Yöresel yemeklerden tadın.
Doğanın içinde birkaç saat geçirin.
Şehrin merkezindeki koşturmacanın aslında hayatın tamamı olmadığını fark edeceksiniz.
Bazen insanı en fazla rahatlatan şey yavaşlamaktır.
İZNİK’İ UNUTMAYIN
Bir hafta sonunu da İznik’e ayırmak lazım.
Göl kenarında yürümek, tarihi sokakları gezmek, gün batımını izlemek…
Bursa’nın içinde olup Bursa merkezinden tamamen farklı bir gün geçirmek mümkün.
Üstelik İznik yalnızca gölden ibaret değil.
Tarihiyle başlı başına başka bir dünya.
İnsan bir gün içinde hem geçmişe yolculuk yapıp hem göl kenarında gün batımını izleyebiliyor.
Her şehirde böyle bir imkân yok.
BAZEN SADECE BİR PİKNİK
Her aktivitenin adı olmak zorunda değil.
Bazen ailece yapılan bir piknik en güzel hafta sonudur.
Yanına çayını alırsın.
Çocuklar oynar.
Telefon biraz kenarda kalır.
Saatin kaç olduğunu unutursun.
Bursa bunun için de fazlasıyla seçenek sunuyor.
Ormanıyla, dağıyla, gölüyle, sahiliyle…
İnsanın nefes alabileceği çok yer var.
ASLINDA MUTLULUK ŞEHRİN İÇİNDE
Sürekli koşturuyoruz.
İş…
Okul…
Trafik…
Borçlar…
Telefonlar…
Mesajlar…
Toplantılar…
Bir sonraki haftayı düşünürken içinde bulunduğumuz günü kaçırıyoruz.
Oysa bazen pazar sabahı erken kalkıp ailece kahvaltıya gitmek…
Mudanya’da denize karşı yürümek…
Uludağ’da birkaç saat geçirmek…
Bir konsere gitmek…
Koza Han’da kahve içmek…
Gölyazı’da gün batımını seyretmek…
Ya da çocuklarla bir parkta birkaç saat geçirmek insanın ruhuna tahmin ettiğinden daha fazla iyi geliyor.
Bursa’nın en güzel tarafı da belki burada.
Aynı gün içerisinde tarihe dokunabiliyor, dağa çıkabiliyor, denizi görebiliyor, göl kenarında oturabiliyor ve akşam bir konsere yetişebiliyorsunuz.
Bazen “Biraz mutlu olsak” diye çok büyük şeyler düşünüyoruz.
Belki de o kadarına gerek yok.
Bursa’da mutlu olmak için bazen evden çıkmak yeter.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Deniz AFOAKWA
Bursa’da Mutlu Olmak İçin Çok Şeye İhtiyaç Yok
Bazen mutluluğu çok uzaklarda arıyoruz.
Uzun tatillerde…
Pahalı restoranlarda…
Başka şehirlerde, başka ülkelerde…
Oysa Bursa’da yaşayan biriyseniz, biraz kafanızı kaldırıp çevrenize bakmanız yeterli.
Çünkü bu şehir insana bazen bir deniz kenarında, bazen Uludağ’ın havasında, bazen bir türküde, bazen de çınar altında içilen bir bardak çayda “İyi ki bugün evden çıkmışım” dedirtebiliyor.
Üstelik bunların çoğu için büyük bütçelere de gerek yok.
MUDANYA’DA DENİZE KARŞI YÜRÜMEK
Bursa’da kafasını dağıtmak isteyenlerin aklına gelen ilk yerlerden biri Mudanya’dır.
Deniz havası başka geliyor insana.
Sahilde yürüyorsun…
Bir banka oturuyorsun…
Çayını, kahveni alıyorsun.
Karşında Marmara.
Özellikle gün batımına doğru Mudanya’nın havası değişir.
İnsan bazen hiçbir şey yapmadan da güzel vakit geçirilebildiğini orada hatırlıyor.
Hele yanında sevdiğin insanlar varsa…
Gerisi çok da önemli değil.
ULUDAĞ’A ÇIKMAK İÇİN KIŞI BEKLEMEYİN
Uludağ denildiğinde akla hemen kar ve kayak geliyor.
Oysa Uludağ yalnızca kışın güzel değil.
Sonbaharı başka…
İlkbaharı başka…
Yazın serinliği bambaşka.
Şehrin gürültüsünden çıkıp kısa süre içerisinde ormanın içine girmek bile insanın havasını değiştiriyor.
Bazen yanına termosunu alıp birkaç saat doğada oturmak, günlerdir biriken yorgunluğu azaltmaya yetiyor.
Bursa’nın en büyük şanslarından biri belki de budur:
Dağ hemen yanı başımızda.
CUMALIKIZIK’TA KAHVALTI, SONRA UZUN BİR YÜRÜYÜŞ
Hafta sonlarının klasiklerinden biridir Cumalıkızık.
Taş sokakları…
Eski evleri…
Köy kahvaltıları…
Ama bence Cumalıkızık’ın güzelliği sadece kahvaltı masasında değil.
O sokaklarda ağır ağır yürümekte.
Telefonu biraz cebine koyup etrafa bakmakta.
Yüzlerce yıllık bir yerleşimin içerisinde olduğunuzu hissettiğinizde Bursa’nın ne kadar özel bir şehir olduğunu yeniden fark ediyorsunuz.
GÖLYAZI’DA GÜN BATIMINI İZLEMEK
Bursa’nın en güzel kaçış noktalarından biri de Gölyazı.
Özellikle gün batımında…
Gölün üzerindeki tekneler, kıyıdaki eski evler, sokaklar…
Bir süre sonra şehrin merkezinden çok da uzaklaşmadan bambaşka bir yere gelmişsiniz gibi hissediyorsunuz.
Fotoğraf çekmek isteyen için ayrı güzel.
Yürümek isteyen için ayrı.
Hiçbir şey yapmadan gölü seyretmek isteyen için ayrı.
Bazen mutluluk gerçekten bu kadar basit.
HEYKEL’DEN TOPHANE’YE YÜRÜMEK
Bursa’da yaşayanların bazen Bursa’yı gezmeyi unuttuğunu düşünüyorum.
Turistler geliyor, bizim her gün önünden geçtiğimiz yerlere hayran kalıyor.
Biz ise aceleyle yanından geçip gidiyoruz.
Bir gün arabayı bırakın.
Heykel’den başlayın.
Kapalıçarşı’ya girin.
Koza Han’da oturun.
Oradan Tophane’ye doğru yürüyün.
Saat Kulesi’nin oradan şehre bakın.
İnsan kendi yaşadığı şehre bazen turist gibi bakmalı.
Çünkü alışmak, güzelliği görünmez hâle getiriyor.
KONSERE GİDİN, TİYATROYA GİDİN
Bir şehrin insanına iyi gelen şeylerden biri de sanattır.
Bursa bu konuda hiç de fakir bir şehir değil.
Konserler…
Tiyatrolar…
Festivaller…
Söyleşiler…
Sergiler…
Türk halk müziğinden klasik müziğe, pop konserlerinden geleneksel sanatlara kadar yıl boyunca çok sayıda etkinlik yapılıyor.
Üstelik bunların önemli bir bölümü ücretsiz ya da ulaşılabilir fiyatlarla izlenebiliyor.
Bir akşam televizyonun karşısında oturmak yerine konsere gitmek insanın bütün haftasını değiştirebiliyor.
Canlı müziğin enerjisi başka.
Hele sevdiğiniz bir türkünün ilk notaları başladığında…
Bazen insanın ihtiyacı tam olarak budur.
DAĞ YÖRESİNE DOĞRU ÇIKIN
Bursa yalnızca merkezden ibaret değil.
Keles’e gidin.
Orhaneli’ne…
Büyükorhan’a…
Harmancık’a…
Bir köy kahvesinde oturun.
Çay söyleyin.
Oradaki insanlarla iki kelam edin.
Yöresel yemeklerden tadın.
Doğanın içinde birkaç saat geçirin.
Şehrin merkezindeki koşturmacanın aslında hayatın tamamı olmadığını fark edeceksiniz.
Bazen insanı en fazla rahatlatan şey yavaşlamaktır.
İZNİK’İ UNUTMAYIN
Bir hafta sonunu da İznik’e ayırmak lazım.
Göl kenarında yürümek, tarihi sokakları gezmek, gün batımını izlemek…
Bursa’nın içinde olup Bursa merkezinden tamamen farklı bir gün geçirmek mümkün.
Üstelik İznik yalnızca gölden ibaret değil.
Tarihiyle başlı başına başka bir dünya.
İnsan bir gün içinde hem geçmişe yolculuk yapıp hem göl kenarında gün batımını izleyebiliyor.
Her şehirde böyle bir imkân yok.
BAZEN SADECE BİR PİKNİK
Her aktivitenin adı olmak zorunda değil.
Bazen ailece yapılan bir piknik en güzel hafta sonudur.
Yanına çayını alırsın.
Çocuklar oynar.
Telefon biraz kenarda kalır.
Saatin kaç olduğunu unutursun.
Bursa bunun için de fazlasıyla seçenek sunuyor.
Ormanıyla, dağıyla, gölüyle, sahiliyle…
İnsanın nefes alabileceği çok yer var.
ASLINDA MUTLULUK ŞEHRİN İÇİNDE
Sürekli koşturuyoruz.
İş…
Okul…
Trafik…
Borçlar…
Telefonlar…
Mesajlar…
Toplantılar…
Bir sonraki haftayı düşünürken içinde bulunduğumuz günü kaçırıyoruz.
Oysa bazen pazar sabahı erken kalkıp ailece kahvaltıya gitmek…
Mudanya’da denize karşı yürümek…
Uludağ’da birkaç saat geçirmek…
Bir konsere gitmek…
Koza Han’da kahve içmek…
Gölyazı’da gün batımını seyretmek…
Ya da çocuklarla bir parkta birkaç saat geçirmek insanın ruhuna tahmin ettiğinden daha fazla iyi geliyor.
Bursa’nın en güzel tarafı da belki burada.
Aynı gün içerisinde tarihe dokunabiliyor, dağa çıkabiliyor, denizi görebiliyor, göl kenarında oturabiliyor ve akşam bir konsere yetişebiliyorsunuz.
Bazen “Biraz mutlu olsak” diye çok büyük şeyler düşünüyoruz.
Belki de o kadarına gerek yok.
Bursa’da mutlu olmak için bazen evden çıkmak yeter.