TBMM Genel Kurulu, '23 Nisan' özel gündemiyle Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplandı. Kurtulmuş, 'Terörsüz Türkiye' hedefi kapsamında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun nihai raporuyla ilgili, "Umarım ki önümüzdeki süreçlerde, bu sürecin gerektirdiği adımlar nitelikli bir şekilde atılarak Türkiye'de barış, kardeşlik ve dayanışma ekseninde yeni bir dönemin kapıları sonuna kadar açılır" dedi.
Haber Giriş Tarihi: 23.04.2026 16:44
Haber Güncellenme Tarihi: 23.04.2026 16:45
Kaynak:
DHA
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında yapılan özel oturuma; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in yanı sıra parti genel başkanları, milletvekilleri, eski meclis başkanları ve ülkelerin temsilcileri katıldı.
Oturumun açılış konuşmasını yapan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okullarda meydana gelen saldırılarda hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileyerek, okul saldırılarının araştırılması için tüm siyasi partilerin uzlaşısıyla TBMM'de araştırma komisyonu kurulduğunu söyledi. Kurtulmuş, "23 Nisan sadece bir kutlama günü sayılamaz. Meclis'teki 23 Nisan törenleri ve özellikle Meclis özel oturumu sadece rutin bir törenden ibaret değildir. Bu vesileyle topyekun bağımsızlığımıza, egemenliğimize, milli iradeye ve demokrasiye bağlılığımızı bir kez daha teyit ve ilan ediyoruz. 23 Nisan, milletin iradesinin tarih sahnesine çıktığı gündür. İşgalin, dağınıklığın ve yoksunluğun içinden milli meşruiyet çıkaran irade; Ankara'da güçlü bir temsile dönüşmüştür. Devletimizin temelleri atılırken milletimizin sözü de bir kürsüye kavuşmuştur. Cumhuriyet, bilindiği gibi daha sonra ilan edilmiştir fakat Cumhuriyet fikrinin ilk adımları ilk günden itibaren Meclis'imizin içerisinde atılmıştır. Egemenliğin kaynağını imtiyazda ve dar kadrolarda aramayan siyasal ahlak 23 Nisan ruhunun özüdür" ifadelerini kullandı.
'TOPLUMUMUZ HER SIKIŞTIĞINDA YÖNÜNÜ MECLİS'E ÇEVİRMİŞTİR'
Milletin ortak aklının parlamentoda çalıştığını ve parlamentonun öfkeyi usule, itirazı müzakereye ve toplumsal talebi ise meşru kararlara dönüştüren yüksek siyaset mekanı olduğunu belirten Kurtulmuş, "Temsilin kuvveti de meşruiyetin asıl menşei de doğrudan doğruya milletten gelmektedir. Meclisimizin değeri kriz anlarında hep daha belirgin hale gelmiştir. Toplumumuz her sıkıştığında yönünü Meclis'e çevirmiştir. Darbe dönemlerinde, vesayet teşebbüslerinde, iç gerilimlerde veya dış baskılarda çözümün adresi daima milli iradenin kurumsal çatısı olan bu yüce mekan olmuştur; millet sesini burada aramıştır, mesajını burada vermiştir, itirazını burada büyütmüştür, uzlaşmasını burada olgunlaştırmıştır. Bugün Meclis-i Mebusan'ın açılışıyla belirginleşen 150 yıllık parlamento yürüyüşümüz ile Birinci Meclis'in istiklal iradesi arasında kopmaz bir bağ olduğunu bir kere daha hatırlıyoruz" diye konuştu.
'CUMHURİYET VE DEMOKRASİ ARASINDAKİ İLİŞKİYİ HATIRLAMALIYIZ'
Kurtulmuş, Birinci Meclis'in yalnızca savaş idare eden bir heyet olmadığını kaydederek, "Orada bulunan mebusların her biri farklı vilayetlerden, toplumsal köklerden ve hayat hikayelerinden gelmişlerdi fakat aynı hakikatle birleşmişlerdi, 'Memleketin kaderi milletin rızası olmadan tayin edilemez' anlayışında. 23 Nisan’ın tarihi içindeki önemi tam olarak da buradadır. Egemenliğin ve meşruiyetin tek sahibi millet olarak tescil edilmiştir. Egemenliğin tescilinin bir bayram olarak çocuklara armağan edilmesi, siyasetin nihai hedefini de göstermesi bakımından önemlidir. Gelecek nesillerin güven ve huzur içinde yaşadığı, refahtan hakkaniyetle pay aldığı ve çocukların neşe içinde oyunlar oynadığı bir ortamda egemenlik fikri tam manasıyla kök salar ve gelişir. Cumhuriyet ile demokrasi arasındaki ilişkiyi de 23 Nisan vesilesiyle bir kere daha hatırlamak durumundayız. Cumhuriyet halk adına idare iddiasıdır. Demokrasi ise halkın iradesinin yönetime en etkili biçimde taşınması çabasıdır" dedi.
'YENİ BİR REFORM PERSPEKTİFİNE İHTİYACIMIZ VAR'
Toplumun gündelik sarsıntıların ötesine geçip kurumsal çözüm arandığında yönünü Meclis'e çevirdiğini vurgulayan Kurtulmuş, "Bu sebeple Anayasa ve İç Tüzük çerçevesinde yeni bir reform perspektifine ihtiyacımız olduğu da açıktır. Temsili genişleten, denetimi derinleştiren, yasama kalitesini yükselten, komisyonları daha etkin hale getiren, milletvekilliğini daha tesirli kılan ve vatandaşla temas kanallarını çoğaltan bir yaklaşım, siyasi sistemimizin önündeki şüphesiz en makul istikamettir. Anayasa, milletin kendisiyle yaptığı yüksek sözleşmedir. İç Tüzük de yasama vakarının Meclis faaliyetine yönelik yansımasıdır. Birincisi kurucu ilke ise, diğeri ise kurucu ilkenin çalışma ahlakını belirleyen çerçevedir. Kastettiğim reform arayışı, bir metin değişikliğinin ötesinde siyaset tarzı meselesidir. Amaç, milletin sesinin daha çok duyulduğu, farklı kanaatlerin daha sağlıklı konuşulduğu ve uzlaşının daha sistemli üretildiği bir Meclis düzenini yaratmaktır. Siyaset kurumu, karşıtlıkların kördüğüme dönüştüğü bir yer haline asla getirilemez. Meclisler işlevsizliğinde toplumlar sokaktaki gerilim ile idari katılık arasında sıkışıp kalır. Oysa milli irade, siyasal farklılıkların meşru zeminde konuşulmasını sağlayan meşru zemindir" değerlendirmesinde bulundu.
'TBMM İNSANLIĞIN ORTAK VİCDANINI İLGİLENDİREN ACILARA SES VERMEK DURUMUNDADIR'
Dünya siyasetinin kırılma evresinde olduğunu ifade eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"Gazze soykırımında görüldüğü gibi uluslararası kurumların çöktüğü, kuralların geçersiz hale geldiği, hatta uluslararası ilişkilerin kavramlarının dahi hakikati taşımakta zorlandığı bir küresel atmosfer içinde canavarların ortaya çıktığı bir atmosferin olması kaçınılmazdır. İşte tam da bu anda, bu zaman eşiğinde meşruiyetini milletten alan parlamentoların sözünün daha kıymetli hale geldiği aşikardır. Türkiye olarak tüm kurumlarımızla, tarihimizden ve bölgesel ağırlığımızdan gelen birikimimizle yeni uluslararası denklemin adalet ekseninde kurulması gerektiğini savunuyoruz. Okulun, hastanenin, ibadethanenin, pazar yerinin güvenli sayılmadığı bir dünyada insanlığın ilerleme iddiası gerçekten akıldan ve mantıktan uzak kalır. İnsanlığın ortak vicdanı çocukların sınıfta öldürüldüğü bir tabloya alışamaz, alışmamalıdır. 23 Nisan'ı buruk kılan hissiyatın başlıca kaynağı, yurdumuzdaki elim can kayıplarıysa, hiç şüphesiz bir başka kaynağı işte tam da uluslararası alandaki bu tablodur. Okulların emniyeti insanlığın müşterek haysiyetidir. TBMM, milli sınırlarımız içinde ihtiyaçlarla ilgilendiği gibi insanlığın ortak vicdanını ilgilendiren acılara da ses vermek durumundadır, asla sessiz kalamaz. Filistin'de, Gazze'de, Sudan'da, Ukrayna'da, Lübnan'da, İran'da ve başka kriz bölgelerinde hayatları karartılan çocukları unutan bir siyaset anlayışı kendi çocuklarına da umut veremez."
Ardından, 'Terörsüz Türkiye' hedefi kapsamında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarını işaret eden Kurtulmuş, şunları kaydetti:
"Komisyon büyük bir demokratik olgunlukla, karşılıklı müzakere ve çözümleri ortaklaştırma anlayışı ile çalışmış ve nihai raporunu tamamlayarak görevini hakkıyla yerine getirmiştir. Bundan sonraki Meclis süreçleri için ise milletvekillerimize ve partilerimize olumlu bir örnek ortaya koymuştur. Umarım ki önümüzdeki süreçlerde, bu sürecin gerektirdiği adımlar nitelikli bir şekilde atılarak Türkiye'de barış, kardeşlik ve dayanışma ekseninde yeni bir dönemin kapıları sonuna kadar açılır. Milletin Meclis'i, milletin tüm renklerini taşıdığı kuvvetli bir alandır. Doğudan batıya kuzeyden güneye büyük şehirlerden sınır ilçelerimize kadar memleketimizin her sesi burada yankı buldukça milli egemenlik kökleşmektedir. Türkiye demokrasisi tecrübesini daha olgun hale getirecek imkana da birikime de sahiptir. Reform ihtiyacı, Cumhuriyet'in demokratik cevherini daha görünür hale getirmenin en makul yoludur."
AK PARTİ'Lİ GÜLER: TERÖRSÜZ TÜRKİYE'DEN TAVİZ VERMİYORUZ
Özel oturumda konuşan AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, 23 Nisan'ın gururunu yaşadıklarını belirterek, "Demokrasinin kıymetini ve önemini öğreten çok çetin sınavlardan geçtik, devletimizin bekası için mücadeleler verdik, vesayeti ve bütün antidemokratik saldırıyı bertaraf ettik. İşte, bugün Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde milli iradenin üzerinde hiçbir fani güç tanımadan, milletimizin tayin ettiği istikamette yolumuza devam ediyor, 'Türkiye Yüzyılı' hedefimize Cumhur İttifakı'mızla beraber, birlikte omuz omuza yol yürüyoruz. Milli iradeyi her türlü gücün üzerinde tutan bir anlayışla, 'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörden arındırılmış bölge' hedefimizden asla taviz vermiyoruz. Ülkemizi küresel krizlerin ve savaşların ortasında güvenli bir liman olarak korumaya devam edeceğiz. İstiklalimizden ve istikbalimizden ödün vermeden, Sayın Cumhurbaşkanımızın her zeminde ifade ettiği gibi, 'Dünya 5'ten büyüktür ve daha adil bir dünya mümkündür' mottosuyla sürdürdüğümüz bu yürüyüşte sadece kendi sınırlarımızda değil, uluslararası alanda da dünya barışına katkı sunmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin küresel barışın inşasına kıymetli katkılar sağladığını ifade eden Güler, "Ama ne yazık ki, halen süren savaşlar, ırkçılık, ayrımcılık gibi hastalıklı siyasetler ya da dünyanın bazı yörelerinde yaşanan açlık, susuzluk ve ilaçsızlık gibi sorunlar en fazla ve en önce çocuklarımızı vurmaya devam ediyor. BM raporlarına göre, Gazze'de yıllardır sistematik şekilde soykırıma maruz kalanların yüzde 70'ini kadın ve çocuklar oluşturuyor. Dünyanın gözleri önünde, maalesef, bu zalimlikler ve zulümler devam ediyor. Daha geçenlerde İran'da 168 kız çocuğu bir ilkokula düzenlenen saldırıda sığındıkları mescitte hunharca katledildi. Bu saldırı da Siyonist katil İsrail'in de siciline soykırımcıdan silinmez bir utanç notu olarak geçmiş oldu. Bu trajedi ve hunharlık herhangi bir batı ülkesinde yaşansaydı yer yerinden oynatılır, adeta dünya ayağa kaldırılırdı ama maalesef, tüm dünya sessizlikle bu zulmü izlemeye devam ediyor" diye konuştu.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
TBMM'de '23 Nisan' özel oturumu
TBMM Genel Kurulu, '23 Nisan' özel gündemiyle Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplandı. Kurtulmuş, 'Terörsüz Türkiye' hedefi kapsamında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun nihai raporuyla ilgili, "Umarım ki önümüzdeki süreçlerde, bu sürecin gerektirdiği adımlar nitelikli bir şekilde atılarak Türkiye'de barış, kardeşlik ve dayanışma ekseninde yeni bir dönemin kapıları sonuna kadar açılır" dedi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında yapılan özel oturuma; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in yanı sıra parti genel başkanları, milletvekilleri, eski meclis başkanları ve ülkelerin temsilcileri katıldı.
'23 NİSAN, MİLLETİN İRADESİNİN TARİH SAHNESİNE ÇIKTIĞI GÜNDÜR'
Oturumun açılış konuşmasını yapan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okullarda meydana gelen saldırılarda hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileyerek, okul saldırılarının araştırılması için tüm siyasi partilerin uzlaşısıyla TBMM'de araştırma komisyonu kurulduğunu söyledi. Kurtulmuş, "23 Nisan sadece bir kutlama günü sayılamaz. Meclis'teki 23 Nisan törenleri ve özellikle Meclis özel oturumu sadece rutin bir törenden ibaret değildir. Bu vesileyle topyekun bağımsızlığımıza, egemenliğimize, milli iradeye ve demokrasiye bağlılığımızı bir kez daha teyit ve ilan ediyoruz. 23 Nisan, milletin iradesinin tarih sahnesine çıktığı gündür. İşgalin, dağınıklığın ve yoksunluğun içinden milli meşruiyet çıkaran irade; Ankara'da güçlü bir temsile dönüşmüştür. Devletimizin temelleri atılırken milletimizin sözü de bir kürsüye kavuşmuştur. Cumhuriyet, bilindiği gibi daha sonra ilan edilmiştir fakat Cumhuriyet fikrinin ilk adımları ilk günden itibaren Meclis'imizin içerisinde atılmıştır. Egemenliğin kaynağını imtiyazda ve dar kadrolarda aramayan siyasal ahlak 23 Nisan ruhunun özüdür" ifadelerini kullandı.
'TOPLUMUMUZ HER SIKIŞTIĞINDA YÖNÜNÜ MECLİS'E ÇEVİRMİŞTİR'
Milletin ortak aklının parlamentoda çalıştığını ve parlamentonun öfkeyi usule, itirazı müzakereye ve toplumsal talebi ise meşru kararlara dönüştüren yüksek siyaset mekanı olduğunu belirten Kurtulmuş, "Temsilin kuvveti de meşruiyetin asıl menşei de doğrudan doğruya milletten gelmektedir. Meclisimizin değeri kriz anlarında hep daha belirgin hale gelmiştir. Toplumumuz her sıkıştığında yönünü Meclis'e çevirmiştir. Darbe dönemlerinde, vesayet teşebbüslerinde, iç gerilimlerde veya dış baskılarda çözümün adresi daima milli iradenin kurumsal çatısı olan bu yüce mekan olmuştur; millet sesini burada aramıştır, mesajını burada vermiştir, itirazını burada büyütmüştür, uzlaşmasını burada olgunlaştırmıştır. Bugün Meclis-i Mebusan'ın açılışıyla belirginleşen 150 yıllık parlamento yürüyüşümüz ile Birinci Meclis'in istiklal iradesi arasında kopmaz bir bağ olduğunu bir kere daha hatırlıyoruz" diye konuştu.
'CUMHURİYET VE DEMOKRASİ ARASINDAKİ İLİŞKİYİ HATIRLAMALIYIZ'
Kurtulmuş, Birinci Meclis'in yalnızca savaş idare eden bir heyet olmadığını kaydederek, "Orada bulunan mebusların her biri farklı vilayetlerden, toplumsal köklerden ve hayat hikayelerinden gelmişlerdi fakat aynı hakikatle birleşmişlerdi, 'Memleketin kaderi milletin rızası olmadan tayin edilemez' anlayışında. 23 Nisan’ın tarihi içindeki önemi tam olarak da buradadır. Egemenliğin ve meşruiyetin tek sahibi millet olarak tescil edilmiştir. Egemenliğin tescilinin bir bayram olarak çocuklara armağan edilmesi, siyasetin nihai hedefini de göstermesi bakımından önemlidir. Gelecek nesillerin güven ve huzur içinde yaşadığı, refahtan hakkaniyetle pay aldığı ve çocukların neşe içinde oyunlar oynadığı bir ortamda egemenlik fikri tam manasıyla kök salar ve gelişir. Cumhuriyet ile demokrasi arasındaki ilişkiyi de 23 Nisan vesilesiyle bir kere daha hatırlamak durumundayız. Cumhuriyet halk adına idare iddiasıdır. Demokrasi ise halkın iradesinin yönetime en etkili biçimde taşınması çabasıdır" dedi.
'YENİ BİR REFORM PERSPEKTİFİNE İHTİYACIMIZ VAR'
Toplumun gündelik sarsıntıların ötesine geçip kurumsal çözüm arandığında yönünü Meclis'e çevirdiğini vurgulayan Kurtulmuş, "Bu sebeple Anayasa ve İç Tüzük çerçevesinde yeni bir reform perspektifine ihtiyacımız olduğu da açıktır. Temsili genişleten, denetimi derinleştiren, yasama kalitesini yükselten, komisyonları daha etkin hale getiren, milletvekilliğini daha tesirli kılan ve vatandaşla temas kanallarını çoğaltan bir yaklaşım, siyasi sistemimizin önündeki şüphesiz en makul istikamettir. Anayasa, milletin kendisiyle yaptığı yüksek sözleşmedir. İç Tüzük de yasama vakarının Meclis faaliyetine yönelik yansımasıdır. Birincisi kurucu ilke ise, diğeri ise kurucu ilkenin çalışma ahlakını belirleyen çerçevedir. Kastettiğim reform arayışı, bir metin değişikliğinin ötesinde siyaset tarzı meselesidir. Amaç, milletin sesinin daha çok duyulduğu, farklı kanaatlerin daha sağlıklı konuşulduğu ve uzlaşının daha sistemli üretildiği bir Meclis düzenini yaratmaktır. Siyaset kurumu, karşıtlıkların kördüğüme dönüştüğü bir yer haline asla getirilemez. Meclisler işlevsizliğinde toplumlar sokaktaki gerilim ile idari katılık arasında sıkışıp kalır. Oysa milli irade, siyasal farklılıkların meşru zeminde konuşulmasını sağlayan meşru zemindir" değerlendirmesinde bulundu.
'TBMM İNSANLIĞIN ORTAK VİCDANINI İLGİLENDİREN ACILARA SES VERMEK DURUMUNDADIR'
Dünya siyasetinin kırılma evresinde olduğunu ifade eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"Gazze soykırımında görüldüğü gibi uluslararası kurumların çöktüğü, kuralların geçersiz hale geldiği, hatta uluslararası ilişkilerin kavramlarının dahi hakikati taşımakta zorlandığı bir küresel atmosfer içinde canavarların ortaya çıktığı bir atmosferin olması kaçınılmazdır. İşte tam da bu anda, bu zaman eşiğinde meşruiyetini milletten alan parlamentoların sözünün daha kıymetli hale geldiği aşikardır. Türkiye olarak tüm kurumlarımızla, tarihimizden ve bölgesel ağırlığımızdan gelen birikimimizle yeni uluslararası denklemin adalet ekseninde kurulması gerektiğini savunuyoruz. Okulun, hastanenin, ibadethanenin, pazar yerinin güvenli sayılmadığı bir dünyada insanlığın ilerleme iddiası gerçekten akıldan ve mantıktan uzak kalır. İnsanlığın ortak vicdanı çocukların sınıfta öldürüldüğü bir tabloya alışamaz, alışmamalıdır. 23 Nisan'ı buruk kılan hissiyatın başlıca kaynağı, yurdumuzdaki elim can kayıplarıysa, hiç şüphesiz bir başka kaynağı işte tam da uluslararası alandaki bu tablodur. Okulların emniyeti insanlığın müşterek haysiyetidir. TBMM, milli sınırlarımız içinde ihtiyaçlarla ilgilendiği gibi insanlığın ortak vicdanını ilgilendiren acılara da ses vermek durumundadır, asla sessiz kalamaz. Filistin'de, Gazze'de, Sudan'da, Ukrayna'da, Lübnan'da, İran'da ve başka kriz bölgelerinde hayatları karartılan çocukları unutan bir siyaset anlayışı kendi çocuklarına da umut veremez."
'KOMİSYON NİHAİ RAPORUNU TAMAMLAYARAK GÖREVİNİ HAKKIYLA YERİNE GETİRMİŞTİR'
Ardından, 'Terörsüz Türkiye' hedefi kapsamında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarını işaret eden Kurtulmuş, şunları kaydetti:
"Komisyon büyük bir demokratik olgunlukla, karşılıklı müzakere ve çözümleri ortaklaştırma anlayışı ile çalışmış ve nihai raporunu tamamlayarak görevini hakkıyla yerine getirmiştir. Bundan sonraki Meclis süreçleri için ise milletvekillerimize ve partilerimize olumlu bir örnek ortaya koymuştur. Umarım ki önümüzdeki süreçlerde, bu sürecin gerektirdiği adımlar nitelikli bir şekilde atılarak Türkiye'de barış, kardeşlik ve dayanışma ekseninde yeni bir dönemin kapıları sonuna kadar açılır. Milletin Meclis'i, milletin tüm renklerini taşıdığı kuvvetli bir alandır. Doğudan batıya kuzeyden güneye büyük şehirlerden sınır ilçelerimize kadar memleketimizin her sesi burada yankı buldukça milli egemenlik kökleşmektedir. Türkiye demokrasisi tecrübesini daha olgun hale getirecek imkana da birikime de sahiptir. Reform ihtiyacı, Cumhuriyet'in demokratik cevherini daha görünür hale getirmenin en makul yoludur."
AK PARTİ'Lİ GÜLER: TERÖRSÜZ TÜRKİYE'DEN TAVİZ VERMİYORUZ
Özel oturumda konuşan AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, 23 Nisan'ın gururunu yaşadıklarını belirterek, "Demokrasinin kıymetini ve önemini öğreten çok çetin sınavlardan geçtik, devletimizin bekası için mücadeleler verdik, vesayeti ve bütün antidemokratik saldırıyı bertaraf ettik. İşte, bugün Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde milli iradenin üzerinde hiçbir fani güç tanımadan, milletimizin tayin ettiği istikamette yolumuza devam ediyor, 'Türkiye Yüzyılı' hedefimize Cumhur İttifakı'mızla beraber, birlikte omuz omuza yol yürüyoruz. Milli iradeyi her türlü gücün üzerinde tutan bir anlayışla, 'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörden arındırılmış bölge' hedefimizden asla taviz vermiyoruz. Ülkemizi küresel krizlerin ve savaşların ortasında güvenli bir liman olarak korumaya devam edeceğiz. İstiklalimizden ve istikbalimizden ödün vermeden, Sayın Cumhurbaşkanımızın her zeminde ifade ettiği gibi, 'Dünya 5'ten büyüktür ve daha adil bir dünya mümkündür' mottosuyla sürdürdüğümüz bu yürüyüşte sadece kendi sınırlarımızda değil, uluslararası alanda da dünya barışına katkı sunmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin küresel barışın inşasına kıymetli katkılar sağladığını ifade eden Güler, "Ama ne yazık ki, halen süren savaşlar, ırkçılık, ayrımcılık gibi hastalıklı siyasetler ya da dünyanın bazı yörelerinde yaşanan açlık, susuzluk ve ilaçsızlık gibi sorunlar en fazla ve en önce çocuklarımızı vurmaya devam ediyor. BM raporlarına göre, Gazze'de yıllardır sistematik şekilde soykırıma maruz kalanların yüzde 70'ini kadın ve çocuklar oluşturuyor. Dünyanın gözleri önünde, maalesef, bu zalimlikler ve zulümler devam ediyor. Daha geçenlerde İran'da 168 kız çocuğu bir ilkokula düzenlenen saldırıda sığındıkları mescitte hunharca katledildi. Bu saldırı da Siyonist katil İsrail'in de siciline soykırımcıdan silinmez bir utanç notu olarak geçmiş oldu. Bu trajedi ve hunharlık herhangi bir batı ülkesinde yaşansaydı yer yerinden oynatılır, adeta dünya ayağa kaldırılırdı ama maalesef, tüm dünya sessizlikle bu zulmü izlemeye devam ediyor" diye konuştu.
Kaynak: DHA
En Çok Okunan Haberler