SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, ‘Ailede Türkiye Yüzyılı Zirvesi’nde konuştu

Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, Ailede Türkiye Yüzyılı Zirvesi'nde doğurganlık hızının düşüşünü küresel bir sorun olarak niteledi. 'Aile ve Nüfus 10 Yılı' vizyonuyla evliliğin teşviki, nüfusun dengelenmesi ve dijital güvenliğin hedeflendiğini belirtti.

Haber Giriş Tarihi: 19.06.2026 23:03
Haber Güncellenme Tarihi: 19.06.2026 23:05
Kaynak: DHA
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, ‘Ailede Türkiye Yüzyılı Zirvesi’nde konuştu

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Doğurganlığın düşmesi artık küresel bir mesele. Uzun zamandır bu konuda, ‘nüfus azalsın, nitelikli insan sayısı kalsın, dünyamız açlık ve kıtlıkla karşı karşıya kalmasın’ anlayışı yoğun şekilde işlendi. Ancak bugün baktığımızda genç ve dinamik nüfus yapısının bütün ülkeler için ne kadar kritik olduğunu görüyoruz. Mesele sadece ekonomik değil. Elbette ekonomi önemli ancak tek başına belirleyici değil. Eğer öyle olsaydı, refah seviyesi çok yüksek ülkelerde bugün doğurganlık krizi yaşanmazdı. Oysa görüyoruz ki refah seviyesi arttıkça doğurganlık hızı da çok hızlı bir şekilde düşüyor" dedi.

Albayrak Medya’nın düzenlediği Türkiye Yüzyılı Zirveleri’nin dokuzuncusu olan 'Ailede Türkiye Yüzyılı Zirvesi', Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla, İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Zirvede aile; 'Aile ve Nüfus On Yılı' vizyonu doğrultusunda, Türkiye Yüzyılı’nın en stratejik ve en hassas başlıklarından biri olarak ele alındı.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Albayrak Medya iş birliğinde düzenlenen zirveye, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanı sıra Bakan Yardımcıları Sevim Sayım Madak ve Leman Yenigün, İstanbul Vali Yardımcısı Dr. Serap Özmen Çetin, İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık, Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç Albayrak Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Mesut Albayrak, Albayrak Medya Genel Müdürü Abdullah Hanönü ve Albayrak Medya yöneticileri katılım gösterdi.

Zirvenin özel oturumunda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş; ailenin korunması ve güçlendirilmesi, kuşaklar arası dayanışma, sosyal destek politikaları ve nüfusun geleceğine ilişkin soruları yanıtladı. Göktaş, aile odaklı sosyal politikaların Türkiye’nin kalkınma ve gelecek vizyonunun ayrılmaz bir parçası haline geldiğini; sağlam aile yapısının çocukların güvenliği, gençlerin direnci ve toplumun bütünlüğü açısından belirleyici olduğunu söyledi.

Özel oturumda TVNET Genel Yayın Yönetmeni Serhat İbrahimoğlu, Yeni Şafak İnternet Yayın Yönetmeni Ersin Çelik, Z Raporu Genel Yayın Yönetmeni Semra Karabaş ve Lokma Dijital Yayın Yönetmeni Beyza Nur Kaymak’ın sorularını yanıtlayan Bakan Mahinur Özdemir Göktaş özellikle sosyal medya ve dijital dünyaya değinerek “Biz yasaklamalarla ilerleyen bir bakanlık değiliz; biz düzenleme talep ederek ailelerimiz ve çocuklarımızın geleceğini güvence altına almak istiyoruz” dedi.

‘AİLE BİZİM EN KIYMETLİ VARLIĞIMIZ’

Bakan Göktaş, “Aile bizim en kıymetli varlığımız; dünümüz, bugünümüz, yarınımız. Aile olmazsa toplum olmaz, yeni çocuklar olmaz. Aile olmazsa gelecek olmaz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile ilgili genel olarak şöyle bir anlayış var; 'Aile Bakanlığı sadece para mı dağıtıyor?' Sosyal yardımlardan da sorumlu olduğumuz için aslında baktığımız zaman bakanlığımıza da değinmek istiyorum. Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğümüz, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğümüz, Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğümüz, Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğümüz, Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğümüz, Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğümüz var. Bir de yeni bir genel müdürlük kurduk, Aile Enstitümüzü oluşturduk. Dolayısıyla baktığımız zaman 7’den 70’e değil, aslında 0’dan 99’a, hatta doğumdan ölüme kadar toplumun bütün kesimlerine hitap eden bir bakanlıktan bahsediyoruz. Doğuyorsunuz, bakanlığımız yanınızda. Evleniyorsunuz, bakanlığımız yanınızda. Çocuklarınız okula gidiyor, çocuklarla ilgili herhangi bir olumsuzluk yaşanıyor, bakanlığımız yanınızda. ‘Karşınızda’ demeyeyim, hep ‘yanınızda’ diyeyim” dedi.

‘KENTLEŞME, ŞEHİRLEŞME, DİJİTAL DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜMLER HAYATIMIZIN HER ALANINI ETKİLİYOR’

Bakan Göktaş, “Milli müdafaa dönemlerinde, darbelerde ya da herhangi bir süreçte şehitlik ve gazilik söz konusu olduğunda bakanlığımız yine vatandaşımızın yanında. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımızın her daim yanındayız ve gerçekten çok hızlı şekilde sahaya intikal eden bir bakanlığız. Dolayısıyla baktığımız zaman bakanlığımız hayatın her alanında vatandaşın yanında. Öncelikle sayın Cumhurbaşkanımıza bu güçlü vizyonu ortaya koyduğu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nı kurucu ve müstakil bir bakanlık olarak tesis ettiği için şükranlarımı sunuyorum. Aile güçlü olmazsa toplum güçlü olmaz. Az önce de hem sunumlarda izledik hem dinledik. Güçlü aile demek, dirençli toplum; dirençli toplum demek de güçlü bir gelecek demek. Dolayısıyla aile olmazsa geleceğimiz olmaz. Geçtiğimiz yılı sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle 'Aile Yılı' olarak ilan ettik. Bunun pek çok sebebi var. Nihayetinde veriler ortada. Doğurganlık hızımız ortada. Doğurganlık hızı 1,42’ye geriledi. Nüfusumuz yaşlanıyor. Pek çok verimiz bunu gösteriyor. Bunun yanında aile değerlerimiz de çeşitli nedenlerle zayıflıyor. Kentleşme, şehirleşme, dijital değişim ve dönüşümler hayatımızın her alanını etkiliyor” diye konuştu.

‘AİLEYE BÜTÜNCÜL BİR PERSPEKTİFLE BAKMAK ZORUNDAYIZ’

Bakan Göktaş, “Aileyi güçlendirmenin, aileyi yeniden toplumun merkezine almanın ve bütün politikalarımızı aile etrafında şekillendirmenin gerekli olduğuna inanıyoruz. Aileyi merkeze aldığınızda sadece kadını, sadece çocuğu, sadece eşi ya da sadece ihtiyaç sahibini değil; ailenin içindeki bağımlı bireyi, engelliyi, yaşlıyı da birlikte değerlendirmek zorundasınız. Aileye bütüncül bir perspektifle bakmak zorundayız. Zira aile içinde bağımlı bir fert varsa bu bütün aileyi etkiliyor. Yatağa bağımlı ya da engelli bir birey, bütün ailenin yaşam koşullarını etkileyebiliyor. Bu yükün büyük bölümü de çoğu zaman kadının, annenin üzerinde oluyor. Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Bu önemli bir konu. Eğer aile içindeki problemler birikirse, bunun etkisi bütün aileye yansıyor. Dolayısıyla biz de aileyi yeniden merkeze alan bir anlayışla hareket ettik. 2023 yılında 8’inci Aile Şûramızı gerçekleştirdik. Türkiye genelinde 15 bin ailemizle görüştük ve 81 ilimizde çalıştaylar yaptık. Bununla beraber bakanlığımız bünyesinde Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi’ni oluşturduk. Daha önce böyle bir belge yoktu. Çünkü aileyi korumak artık stratejik bir hedefin ötesinde, geleceğimize atılan en somut adımlardan biri olmalı. Bu bizim için çok kıymetli” ifadelerini kullandı.

‘KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE EYLEM PLANIMIZ VAR’

Bakan Göktaş, “Kadını güçlendiriyoruz. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Eylem Planımız var. Kadını Güçlendirme Eylem Planımız var. Çocuğu Güçlendirme Eylem Planımız var. Engellilere yönelik çalışmalarımız var. Ancak aileyi güçlendirmeye ve aileye bütüncül bakış açısıyla yaklaşmaya yönelik bir eylem planımız henüz yoktu. Bu planı oluşturduk. 15 Mayıs 2024 tarihinde Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planı’nı hayata geçirdik. Amacımız çok netti. Dijitalleşme çağında aileyi korumak ve güçlendirmek öncelikli hedeflerimizden biri oldu. Çağımızın en önemli konularından biri teknoloji. Teknoloji hızla gelişiyor ve aileler bu konuda zaman zaman kendilerini çaresiz hissediyor. Dolayısıyla bu alanda da pek çok çalışma yürüttük. En sonunda Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle 2025 yılını Aile Yılı olarak ilan ettik. Aile Yılı kapsamında 81 ilimizde 20 bin etkinlik düzenledik. Bunu akademisyenlerle, sivil toplum kuruluşlarıyla, medya temsilcilerimizle ve vatandaşlarımızla birlikte gerçekleştirdik. Şunu gördük ki vatandaşlarımız, ailelerimiz ve bütün Türkiye aile değerlerine büyük ölçüde sahip çıkıyor. Aile Yılı büyük bir teveccüh gördü. Bu nedenle yıl boyunca yürüttüğümüz faaliyetleri stratejik bir hedef haline getirerek 10 yıllık bir vizyon çerçevesine dönüştürdük. Bu vizyon, 'Aile ve Nüfus 10 Yılı' vizyonudur. Sayın Cumhurbaşkanımız 2 Mayıs’ta bunu tüm Türkiye’ye ilan etti ve bir genelge yayımlandı. Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile aile konusu artık politikalarımızın merkezinde yer alıyor. Yani herhangi bir politika oluşturulduğunda 'Aileye yarıyor mu, yaramıyor mu? Aileyi güçlendiriyor mu? Aile üzerindeki etkisi nedir?' sorularına bakılacak” dedi.

‘HEDEFİMİZ; GÜÇLÜ AİLE, GÜÇLÜ TOPLUM, GÜÇLÜ TÜRKİYE’

Bakan Göktaş, “Aile ve Nüfus 10 Yılı kapsamında 5 temel hedefimiz bulunuyor. Öncelikle aileyi güçlendirmek, evliliği teşvik etmek. Çünkü evlilik oranlarında da düşüş görüyoruz. Bunun yanında doğurganlığı artırmak, nitelikli gençlik yetiştirmek, aktif yaşlanmayı desteklemek ve nüfusun Türkiye genelinde dengeli dağılımını sağlamak hedeflerimiz arasında yer alıyor. Kentleşmenin aile üzerinde çok büyük etkisi var. Artık kırsal kesimde de önemli değişimler yaşanıyor. Herkes kentlere yöneliyor. Ancak devlet olarak özellikle kırsal kesimi destekleyen pek çok politika yürütüyoruz. Bunları da bütüncül bir bakış açısıyla ele almamız gerekiyor. Bu nedenle Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Belgesi’nde kırsal kalkınmayı ve nüfusun dengeli dağılımını da önceliklendiriyoruz. Çünkü tarım da bizim geleceğimiz açısından son derece önemli. Tarıma yönelen kadınlar ve gençler hem kendilerine yeni bir yaşam kuruyor hem de ülkemizin geleceğine ekonomik katkı sağlıyor. Aynı zamanda daha mutlu ve huzurlu nesiller yetişiyor. Hedefimiz aile odaklı kamu politikaları oluşturmak ve bütün stratejik önceliklerimizi bu çerçevede şekillendirmek. Bu vizyon belgesini oluşturarak aile politikalarını kalıcı bir devlet politikası haline getirmiş olduk. Hedefimiz; güçlü aile, güçlü toplum, güçlü Türkiye” diye konuştu.

‘TEKNOLOJİ, DİJİTAL MECRALAR VE İZLEDİKLERİMİZ BİREYSELLİĞİ ÖNCELİKLİ HALE GETİRİYOR’

Bakan Göktaş, “Merkezden uzaklaştık. Artık birey üzerinden ilerleniyor. Bireysellik, hatta bencillik diyebiliriz. Maalesef teknoloji, dijital mecralar ve izlediklerimiz bireyselliği öncelikli hale getiriyor. Bugün izlediğiniz pek çok içerik size sürekli olarak 'Bağımsız yaşa, bağımsız ol, tek ol' mesajı veriyor. Tabii burada bağımsızlıktan bahsederken Yeşilay’ın kullandığı anlamdan söz etmiyorum. Bu yıl Ekran Bağımlılığı ile Mücadele Yılı. Özellikle madde bağımlılığı ve diğer bağımlılık türlerinden farklı olarak, burada bireyselleşmeyi teşvik eden bir anlayıştan söz ediyoruz. Tüketim çağındayız. Dikkat ekonomisinden bahsediyoruz. Herkesi kendi benliği etrafında büyüten, egoizmin de ön plana çıktığı, bireyselleşmenin çok arttığı bir dönemdeyiz. Dolayısıyla ilişkilerimizin de yalnızlaştığı bir süreç yaşıyoruz. Oysa insanoğlu sosyalleşmeyi sever. Zaten ekranla kurduğu bağı da sosyalleşme ihtiyacından dolayı kurar. Çünkü birileriyle etkileşim halinde olmak, birileriyle sohbet etmek ister. Her ne kadar o kişi tanıdığı biri olmasa da bu ihtiyacını gidermeye çalışır. Bu konulara biraz sonra tekrar değiniriz. Vatandaşlarımızla yaptığımız görüşmelerde şunu soruyoruz: 'En zor zamanınızda kimi ararsınız?' İnsan annesini arar, babasını arar, kardeşini arar. Ancak bugün öyle bir noktadayız ki doğurganlık hızındaki düşüşle birlikte, bundan birkaç yıl sonra amcalık, dayılık, teyzelik, dedelik ve anneannelik gibi kavramları kaybetme riskiyle karşı karşıyayız. 'Tek çocuk olsun, nitelikli çocuk olsun' anlayışı da aslında bireyselleşmenin bir yansıması. Elbette her aile kendi tercihlerini yapar ancak hayatın insanın karşısına neler çıkaracağını hepimiz biliyoruz. Bu nedenle aile bağlarını ve kuşaklar arası ilişkileri korumak bizim için büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

‘DOĞURGANLIĞIN AZALMASIYLA BU GENÇLİK VE DİNAMİZMİ GİDEREK KAYBEDİYORUZ’

Bakan Göktaş, “2007 yılında Türkiye'de yaşlı nüfus oranının yüzde 10 ve üzerinde olduğu il sayımız 19 iken, bugün bu sayı 62'ye ulaştı. Şu anda 62 ilimizde 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımız yoğun olarak yaşıyor. Şu tabloya bakalım. 2007'den 2025'e uzanan süreçte, üstteki tabloda gri alan genel dağılımı, koyu lacivert alan ise 65 yaş üstü vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı illeri gösteriyor. 2007 yılında bu sayı 19 il iken, 2025'te Türkiye'nin nasıl değiştiğini ve yaşlı nüfusun hangi bölgelerde yoğunlaştığını açıkça görebiliyoruz. Dolayısıyla burada yaşlanan bir nüfusla karşı karşıyayız. Ülkemizde 65 yaş üstü vatandaşlarımızın oranı her yıl artıyor. Bu oran şu anda yüzde 11,1'e ulaştı. 2023 yılında ilk kez yüzde 10'un üzerine çıkmıştık. Bu alanda özellikle farklı çalışmalar yürütüyoruz. Çünkü yaşlanan nüfus, aynı zamanda doğurganlığın azalması anlamına da geliyor. Genç ve dinamik nüfus yapımızın azalması doğrudan yaşlanmaya ve ortanca yaşın yükselmesine yansıyor. Türkiye olarak hâlâ genç ve dinamik bir nüfus yapısına sahibiz. Ortanca yaşımız 34,9. Hala rekabetçi, genç ve dinamik bir ülkeyiz. Ancak doğurganlığın azalmasıyla birlikte bu gençlik ve dinamizmi maalesef giderek kaybediyoruz” dedi.

‘ÇOK HIZLI YAŞLANIYORUZ’

Bakan Göktaş, “Dolayısıyla burada üzerinde çalışmamız gereken pek çok başlık bulunuyor. Örneğin, 65 yaş üstü nüfusun bu denli artmasının riskleri nelerdir? Türkiye çok hızlı bir demografik dönüşüm yaşıyor. Avrupa'da ve dünyanın farklı ülkelerinde daha uzun yıllarda yaşanan bu dönüşümü biz yaklaşık 27 yıl gibi kısa bir sürede ve çok hızlı bir şekilde yaşıyoruz. Doğurganlığımız çok hızlı azalıyor, çok hızlı yaşlanıyoruz. Eğer bu şekilde devam edersek önümüzdeki yıllarda 'çok yaşlı ülkeler' kategorisine gireceğiz. Bunun risklerinden ilki çalışan nüfusun azalmasıdır. Biz ekonomiye, savunma sanayine, eğitime, bilime ve hayatın her alanına büyük yatırımlar yapıyoruz. Ancak çalışan nüfusun azalması, gelecekte bu yatırımları sürdürecek ve ekonomiyi büyütecek insan kaynağının yetersiz kalması anlamına geliyor. Bu önemli bir risk. İkinci risk ise sağlık ve bakım ihtiyacının artmasıdır. Yaşlanan nüfusla birlikte bakım ihtiyacı da önemli ölçüde artacaktır. Bunun sosyal güvenlik sistemi üzerinde de etkileri olacaktır. Çünkü bugün öz bakımını yapabilen yaşlılarımızın ilerleyen yıllarda daha fazla desteğe ihtiyaç duyması söz konusu olabilir. Biz bunu bakanlığımızın istihdam süreçlerinde de çok net görüyoruz. Geçtiğimiz yıl 3 bin kişilik bir alım gerçekleştirdik. Yaklaşık 100 bine yakın başvuru oldu. Ancak KPSS ile yapılan alımlarda yaşlı ve engelli bakımına yönelik bazı kadrolarda 610 kişilik kontenjan boş kaldı. Gençlerimizin tercih etmediği alanlardan biri oldu. Oysa bunlar ülkemizin geleceği açısından son derece önemli alanlar. Dolayısıyla bu konuya da bu bakış açısıyla yaklaşmamız gerekiyor” diye konuştu.

‘TEMEL YAKLAŞIMIMIZ AKTİF VE SAĞLIKLI YAŞLANMAYI DESTEKLEMEKTİR’

Bakan Göktaş, “ Yaşlandıkça bakım yükümüz ve bakım ihtiyacımız artabilir. Ancak bizim bakanlık olarak temel yaklaşımımız aktif ve sağlıklı yaşlanmayı desteklemektir. Bu konuda Sağlık Bakanlığımızla benzer bir anlayış içerisindeyiz. Aktif ve sağlıklı yaşlanmayı önceliklendiriyoruz. Mümkün olduğu ölçüde yaşlılarımızın kendi evlerinde, sosyal çevrelerinden kopmadan yaşamlarını sürdürmelerini ve bakımlarının bu şekilde devam etmesini istiyoruz. Bununla birlikte ihtiyaç duydukları alanlarda devlet olarak destek vermeyi sürdürüyoruz. Yerinde yaşlanmayı bu açıdan çok önemsiyoruz. Diğer yandan bakım hizmetlerini de güçlendirmemiz gerekiyor. Özellikle şu mesajı vermek istiyoruz; biz yaşlılarımızı bir bakım yükü olarak değil, tecrübelerinden istifade edeceğimiz büyüklerimiz olarak görüyoruz. Onlar her zaman evimizin neşesi, bereketi ve mahallemizin büyüğüdür. Zaman zaman "Yaşlandık, köyde kimse kalmadı, huzurevine yerleştirelim" şeklinde bir yaklaşım görüyoruz. Oysa 2023 yılında yaptığımız bir araştırmada yaşlılarımızın yüzde 75'inin, tek başına bile olsa, kendi evinde ve sosyal çevresinden kopmadan yaşlanmak istediğini gördük. Hem kültürel değerlerimiz hem de ülkemizin gerçekleri bunu gösteriyor. Bununla birlikte huzurevi sırası bekleyen yaşlılarımızın sayısı da son yıllarda giderek artıyor. Bu nedenle yaşlanan nüfusa yönelik farklı çalışmalar yürütüyoruz. Gündüzlü bakım hizmetlerini yaygınlaştırıyor, yaşlılarımızı gündüz etkinlik merkezlerinde destekliyor ve sonrasında tekrar evlerine dönmelerini sağlıyoruz. Bunun yanında farklı destek mekanizmalarıyla da yaşlılarımızın yanında olmaya devam ediyor, çeşitli politikalar yürütüyoruz” dedi.

‘DOĞURGANLIĞIN DÜŞMESİ ARTIK KÜRESEL BİR MESELE’

Bakan Göktaş, “Doğurganlığın düşmesi artık küresel bir mesele. Uzun zamandır bu konuda, ‘Nüfus azalsın, nitelikli insan sayısı kalsın, dünyamız açlık ve kıtlıkla karşı karşıya kalmasın’ anlayışı yoğun şekilde işlendi. Ancak bugün baktığımızda genç ve dinamik nüfus yapısının bütün ülkeler için ne kadar kritik olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla doğurganlığın azalmasını tek bir sebebe indirgemek oldukça zor. Bunun çok boyutlu ve çok katmanlı bir açıklaması var. Mesele sadece ekonomik değil. Elbette ekonomi önemli ancak tek başına belirleyici değil. Eğer öyle olsaydı, refah seviyesi çok yüksek ülkelerde bugün doğurganlık krizi yaşanmazdı. Oysa görüyoruz ki refah seviyesi arttıkça doğurganlık hızı da çok hızlı bir şekilde düşüyor. Dünya genelindeki veriler bunu açıkça gösteriyor. Diğer yandan ekonomi yine de önemli bir etken. Bunun yanında sosyal ve kültürel faktörler de var. Neyi izliyorsunuz, neye maruz kalıyorsunuz? Bugün dijital bir çağda yaşıyoruz” diye konuştu.

‘ÇÖZÜMÜN TEK BİR BAŞLIKTA DEĞİL, BÜTÜNCÜL BİR YAKLAŞIMDA OLDUĞUNA İNANIYORUZ’

Bakan Göktaş, “Eğer sosyal medyada çok çocuklu ailelerin nasıl mutlu yaşadığını, nasıl seyahat ettiklerini ya da hayatlarını nasıl sürdürdüklerini araştırırsanız, içerikler size bunu göstermeye başlıyor. Biz doğurganlık üzerine çalıştığımız için algoritmalar bize daha çok bu tür içerikler gösteriyor. O zaman da “Demek ki böyle bir hayat mümkünmüş” diyorsunuz. Ancak diğer taraftan sürekli bireyselleşmeyi teşvik eden, evlenmemeyi öneren, aileyi kötü gösteren ve aileyi değersizleştiren içeriklere maruz kalırsanız, bu da hayatınızı ve bakış açınızı şekillendirebiliyor. Bu konuda Türkiye genelinde bir araştırma yaptık. Özellikle Enstitü Sosyal ve TÜİK ile birlikte yürüttüğümüz çalışmalarda gördük ki doğurganlığın düşmesinin birçok sebebi var. Kadınlarda eğitim ve kariyer hedefleri evlilik yaşını ileriye taşıyabiliyor. Şehirleşme hayatımızın tamamını etkiliyor. Daha önce de ifade ettiğim gibi dijitalleşmenin ise son derece güçlü bir etkisi bulunuyor. Erkeklerde ise daha çok ekonomik kaygılar ön plana çıkıyor. Gençlerimiz hala evlenmek istiyor. Ancak onların evlenmesini destekleyecek mekanizmaları güçlendirmemiz gerekiyor. Önlerindeki engelleri kaldırmalı ve güçlü destekler sunmalıyız. Bu nedenle çözümün tek bir başlıkta değil, bütüncül bir yaklaşımda olduğuna inanıyoruz. Aile ve Nüfus 10 Yılı vizyonumuz da tam olarak bu anlayışı benimsiyor. Ekonomik destekler, aile politikaları, bakım hizmetleri ve iş-aile yaşam dengesinin güçlendirilmesi bu yaklaşımın temel unsurlarını oluşturuyor” diye konuştu.

‘2002 YILINDA İLK EVLENME YAŞI KADINLARDA 22 İKEN BU YAŞ 26'YA YÜKSELDİ’

Bakan Göktaş, “Az önce de ifade ettiğim gibi TÜİK ve Enstitü Sosyal ile yakın zamanda kapsamlı bir araştırma yaptık. Bu çalışmada doğurganlığın en yüksek ve en düşük olduğu illerde saha araştırmaları yürüttük. Üç kuşağın bir arada yaşadığı ailelerden hiç evlenmemiş gençlere kadar çok farklı kesimlerle görüştük. Buradan güzel bir haber vermek istiyorum; gençlerimiz evlenmek istiyor. Bu bizim için önemli bir sonuç. Ancak evlenme zamanlarıyla ilgili bazı farklılıklar var. Kadınlarda eğitim ve kariyer hedefleri nedeniyle evlilik yaşı ertelenebiliyor. Erkeklerde ise ekonomik kaygılar daha belirleyici oluyor. Bu nedenle konuya bütüncül bir şekilde yaklaşmamız gerekiyor. Şehirleşme de bu süreci etkileyen önemli faktörlerden biri. Büyük şehirlerde yaşamak, iş ve yaşam dengesi üzerinde farklı etkiler oluşturuyor. Bu da evlilik ve çocuk sahibi olma kararlarını doğrudan etkileyebiliyor. Bakanlık olarak bu alanda birçok destek programı yürütüyoruz. Özellikle Aile Yılı kapsamında başlattığımız Aile ve Gençlik Fonu'nu Türkiye'nin tamamında yaygınlaştırdık. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu güçlü vizyon doğrultusunda; Gabar'daki petrolden, Filyos'taki doğal gazdan ve Türkiye'nin yer altı kaynaklarından elde edilen gelirlerin yüzde 20'sini Aile ve Gençlik Fonu'na aktarıyoruz. Bu destekleri evlenmek isteyen 18-29 yaş arasındaki gençlerimize sunuyoruz. Bugün baktığımızda, 2002 yılında ilk evlenme yaşı kadınlarda 22 iken bu yaş 26'ya yükseldi. İlk anne olma yaşı da arttı. Benzer şekilde babalık yaşı da yükselerek 29 seviyesine ulaştı” ifadelerini kullandı.

‘BUGÜNE KADAR BU KREDİDEN YARARLANAN VE EVLENMEK İSTEYEN 211 BİN GENCİMİZE ULAŞTIK’

Bakan Göktaş, “Bu nedenle evlenmek isteyen gençlerimize destek olmak istedik. Aile ve Gençlik Fonu kapsamında 18-25 yaş arasında evlenen gençlerimize 250 bin liralık destek sağlıyoruz. 26-29 yaş arasındaki evlenmek isteyen çiftlerimize ise 200 bin liralık destek sunuyoruz. Bu bir devlet desteğidir. Bunun yanında Türkiye genelinde belediyelerimiz de bu sürece katkı sunuyor. Şirketlerimiz destek veriyor. Az önce öğrendim ki Albayrak Grubu da evlenmek isteyen çiftlere ve çocuk sahibi olan ailelere yönelik aile dostu politikalar uyguluyor. Bundan memnuniyet duydum. Aynı şekilde MÜSİAD ile bir iş birliği gerçekleştirdik. ASKON da benzer şekilde bünyesindeki firmalarla bu sürece destek veriyor. Çünkü bu mesele yalnızca devlet politikalarıyla çözülebilecek bir konu değil. Sivil toplumun, özel sektörün, üniversitelerin ve devletin birlikte hareket ederek toplumsal bir seferberlik ortaya koyması gerekiyor. Bugüne kadar bu krediden yararlanan ve evlenmek isteyen 211 bin gencimize ulaştık. Bu gençlerimize iki günlük eğitim veriyoruz. Çiftler birlikte geliyor, evlilik öncesi eğitim alıyor. Eğitimin ardından kredi desteğini sağlıyoruz. Evlendikten altı ay sonra da kendilerini tekrar ziyaret ediyoruz” dedi.

‘AMACIMIZ ÇOCUKLAR OYUN OYNAMASIN DEĞİL, UYGUN, GÜVENLİ İÇERİKLER OLSUN’

Bakan Göktaş, “Dijital oyunlarla ilgili bir düzenleme yaptık. Biz oyunlara ilk defa şunu söyledik, 'Bir yaş derecelendirmesi yap. Yani hangi içeriklerin hangi yaş grubuna yönelik girebileceğini düzenle. Bunu koymuyorsan +18 otomatik olarak. İkincisi, ebeveyn kontrolünü güçlendir. Hesap ayarları ve ücretli işlem onayını getir'. Diğer yandan 100 bin ziyaretçisinden fazla olana Türkiye'de bir temsilcilik zorunluluğu istiyoruz. Bizim amacımız oyun kapatmak veya yasaklamak değil. Bir düzenleme getirmek. Biz bir içerik uygunsuzsa bir temsilci, muhatap istiyoruz. Bizim amacımız tam olarak bu. Roblox özelinde özellikle bu bir aslında idari karardı, Adana'da bir mahkeme, bir vatandaşın başvurusuyla kapattı. Bakanlığımızın müdahalesi yoktu orada. Roblox özelinde özellikle bu bir aslında idari karardı, Adana'da bir mahkeme, bir vatandaşın başvurusuyla kapattı. Bakanlığımızın müdahalesi yoktu orada. Dolayısıyla neredeyse 2 seneye yakındır kapattı. Hatta ilk ağlayanlardan bir tanesi bizzat benim oğlum olduğu için hiç unutmam. Çok sevdiği bir oyundu. Roblox defaatle bizle görüşmeye geldi. Benzer şekilde Wattpad, içerikler o kadar uygunsuzdu ki. Yani ensest hikayelerin yazıldığı ve bütün çocuklarımızın apaçık görebildiği. Buna fırsat veremeyiz. Dolayısıyla biz burada uzun süre Wattpad'in bir temsilcisini aradık. Bulamadık. Temsilci olmayınca mahkemeye başvurduk ve Wattpad kapattı. Uzun süredir de onlar da benzer şekilde bir düzenleme içerisinde. 2 seneye yakındır sistemi düzeltmek için bir mücadele içerisindeler. Türkiye'ye özgü yaş doğrulama sistemini defaatle görüştüler. Biz hassasiyetimizi dile getirdik. Bizim amacımız burada çocuklar oyun oynamasın değil, uygun, güvenli içerikler olsun. Aileler çocukları oyun oynarken gözleri arkada kalmasın kimle çocuğum etkileşim içerisinde. Roblox kendini bu alanda oldukça olgunlaştırdı” diye konuştu.

‘DOĞUM İZİNLERİNİ ARTIRDIK’

Bakan Göktaş, “Zaman zaman şöyle eleştirilerle de karşılaşıyoruz; 'Kadınlar çalıştığı için doğurganlık azalıyor' deniliyor. Buna çok net bir cevap vermek istiyorum. Çalışmayan kadınlar toplumumuzun yüzde 65'ini oluşturuyor ve bu grupta doğurganlık hızı 1,72. Yani iki çocuk seviyesine ulaşılmış değil. Çalışan kadın oranı ise yüzde 35 ve bu grupta doğurganlık hızı 1,38. Çalışan kadınlara 'İkinci ya da üçüncü çocuk sahibi olmak ister misiniz?' diye sorduğumuzda, 'Şartlar elverirse elbette isterim' cevabını alıyoruz. Dolayısıyla buna bir anne olarak da cevap vermek isterim. Doğum izinlerini artırdık. Ayrıca kamuda çalışan kadınlara ve babalara, çocukları 6 yaşına gelene kadar yarı zamanlı çalışma hakkı getirdik. Öncelikle bunu ifade etmek isterim. Yakın zamanda özel sektörde de benzer bir düzenlemeyi hayata geçirmek istiyoruz. Bu konuda çalışmalarımız devam ediyor. Aile ve Nüfus 10 Yılı hedeflerimiz kapsamında hiçbir annenin çocuğu için güvenli bakım hizmeti arayışında yalnız kalmamasını istiyoruz. Bu nedenle gündüz çocuk bakım evlerini yaygınlaştırıyoruz” dedi.

‘ÖNEMLİ ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜYORUZ’

Bakan Göktaş, “Kamu kurumlarında 2018 yılında tasarruf tedbirleri kapsamında sınırlandırılan gündüz kreşleri ve bakım evleriyle ilgili düzenlemeyi kaldırdık. Şimdi Türkiye genelinde yeni bir seferberlik başlatıyoruz. Çocuk bakım evlerinin yaygınlaştırılması ve özellikle 0-3 yaş grubunun da bu hizmetlerden yararlanabilmesi için çalışmalar yürütüyoruz. Benim çocuklarım da 2 aylıkken gündüz kreşine gitmeye başladı. Akşamları ben alıyordum. Son derece sağlıklı bir şekilde anne sütü almaya devam ettiler, ben de çalışmayı sürdürdüm. Çocuklarımın gelişiminde herhangi bir eksiklik görmedim. Daha sonra 2,5 yaşında anaokuluna başladılar. Burada özellikle şunu ifade etmek istiyorum; annelerin üzerindeki yükü hafifletmek istiyoruz. Bu nedenle 0-3 yaş grubuna yönelik gündüz bakım hizmetlerini yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Bir yandan doğum izinlerini artırırken diğer yandan kreş ve gündüz bakım evlerinin sayısını artırıyor, erişilebilir ve uygun maliyetli çocuk bakım hizmetlerini Türkiye'nin dört bir yanında yaygınlaştırıyoruz. Bu konuda önemli çalışmalar yürütüyoruz” ifadelerini kullandı.

Zirvenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Albayrak Medya Genel Müdürü Abdullah Hanönü, “Türkiye Yüzyılı’nın gerçek sermayesi insandır. İnsanımızın en sağlam yetişme zemini ise ailedir. Dolayısıyla aileyi korumak, yalnızca bugünü korumak değil; Türkiye Yüzyılı’nın insan kaynağını korumaktır. Aileyi güçlendirmek, yalnızca evlilikleri güçlendirmek değil; milletimizin geleceğini de güçlendirmektir” dedi.

Albayrak Medya Genel Müdürü Abdullah Hanönü ise “Türkiye Yüzyılı’nın gerçek sermayesi insandır. İnsanımızın en sağlam yetişme zemini ise ailedir. Dolayısıyla aileyi korumak, yalnızca bugünü korumak değil; Türkiye Yüzyılı’nın insan kaynağını korumaktır. Aileyi güçlendirmek, yalnızca evlilikleri güçlendirmek değil; milletimizin geleceğini de güçlendirmektir” dedi.

Oturum, Hanönü tarafından Bakan Göktaş'a hediye takdim edilmesi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

Kaynak: DHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.