
Kiracı ile mülk sahibi arasındaki erken tahliye uyuşmazlığı Yargıtay’a taşındı. Davaya konu olayda taraflar, iş yeri olarak kullanılan lojistik depo için 5 yıllık kira sözleşmesi imzaladı.
Sözleşmeye, kiracının en az 6 ay önceden bildirimde bulunarak sözleşmeyi feshedebileceğine ilişkin hüküm konuldu. Ancak kiracı, iddiaya göre sözleşme süresi dolmadan ve mülk sahibine gerekli bildirimi yapmadan taşınmazı tahliye etti.
Mahkeme önce bir aylık kira bedeline hükmetti
Mülk sahibi, erken ve habersiz tahliye nedeniyle kira gelirinden mahrum kaldığını ileri sürerek Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurdu.
Mahkeme, taşınmazın aynı şartlarla yeniden kiraya verilebilmesi için bir aylık sürenin yeterli olduğu değerlendirmesiyle kiracının 140 bin 630 dolar makul süre tazminatı ödemesine karar verdi.
Tarafların istinaf başvurusunun ardından Bölge Adliye Mahkemesi de bir aylık sürenin esas alınmasını uygun buldu. Uyuşmazlık daha sonra Yargıtay’a taşındı.
Yargıtay: Sözleşmedeki 6 aylık süre dikkate alınmalı
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ise alt mahkemelerin değerlendirmesinden farklı bir sonuca ulaştı.
Daire, kira sözleşmesinde tarafların fesih için 6 aylık ihbar süresi belirlediğine dikkat çekerek, bu sürenin makul süre olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtti.
Kararda, kiracının belirtilen fesih süresine uygun bildirimde bulunmadan taşınmazı sözleşme bitmeden tahliye ettiği ifade edildi.
6 aylık kira bedeli tazminat olarak hesaplanacak
Yargıtay kararında, mülk sahibinin zararının taşınmazın tahliye edildiği tarihten aynı şartlarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar geçen dönemin kira bedelinden oluştuğu belirtildi.
Ancak tarafların sözleşmede fesih ihbar süresini 6 ay olarak belirlemiş olması nedeniyle, 6 aylık kira bedelinin makul süre tazminatı olarak dikkate alınması gerektiğine hükmedildi.
Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırırken Sulh Hukuk Mahkemesi kararını da oy birliğiyle bozdu.