AK Partili Ahmet Kılıç'tan Halk TV açıklaması: “Televizyon sahibi olmak suç işleme özgürlüğü vermez

AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada Halk TV'ye kayyum atanmasına ilişkin tartışmaları değerlendirdi. Kılıç, işlemin kanalın yayın politikasıyla değil, yönetim kurulu başkanı hakkında yürütülen adli soruşturmayla ilgili olduğunu savunarak, “Radyo sahibi olmak, televizyon sahibi olmak kimseye ama hiç kimseye suç işleme özgürlüğünü sunmaz” dedi.

Haber Giriş Tarihi: 16.10.2026 10:48
Haber Güncellenme Tarihi: 16.10.2026 10:49
herkesedair.com

AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda basın ve ifade özgürlüğü tartışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Muhalefet partilerinin grup önerilerinin görüşüldüğü oturumda AK Parti Grubu adına söz alan Kılıç, Halk TV'ye kayyum atanması tartışmaları, hukuk devleti ilkeleri ve basın özgürlüğü konularındaki değerlendirmelerini paylaştı.

TBMM'DE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ TARTIŞMASI

TBMM Genel Kurulu'nda Yeni Parti, İYİ Parti ve DEM Parti tarafından basın ve ifade özgürlüğüne ilişkin sunulan grup önerileri ele alındı.

AK Parti Grubu adına kürsüye çıkan Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, konuşmasına trafik kazasında hayatını kaybeden Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin'i anarak başladı.

Kılıç, Gültekin'e Allah'tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve AK Parti camiasına başsağlığı diledi.

Basın özgürlüğünün demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu belirten Kılıç, demokratik ilkelerin yalnızca belirli olaylar üzerinden değil, hukuk devleti çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

“HALK TV'YE YÖNELİK İŞLEM YAYIN POLİTİKASIYLA İLGİLİ DEĞİL”

Konuşmasında Halk TV'ye kayyum atanması tartışmalarına değinen Kılıç, söz konusu işlemin kanalın yayın politikası veya haber içerikleri nedeniyle gerçekleştirilmediğini ileri sürdü.

Kılıç, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanalın Yönetim Kurulu Başkanı hakkında yürütülen adli soruşturmayı işaret etti.

Soruşturma kapsamında ilgili şirket sahibinin yayın kuruluşu da dahil olmak üzere tüm varlıklarına el konulduğunu belirten Kılıç, konunun yalnızca basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesini doğru bulmadığını ifade etti.

Muhalefetin grup önerilerinde dile getirilen iddiaları da eleştiren Kılıç, somut olayların ve yasal dayanakların dikkate alınması gerektiğini söyledi.

“RADYO VE TELEVİZYON SAHİBİ OLMAK SUÇ İŞLEME ÖZGÜRLÜĞÜ VERMEZ”

Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu vurgulayan Ahmet Kılıç, hiçbir kişinin hukukun üzerinde olmadığını, ancak hukuki süreçler tamamlanmadan da suçlu ilan edilemeyeceğini belirtti.

Kılıç, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Hiç kimse hukukun üstünde olmadığı gibi hiç kimse de hukuki süreçler tamamlanmadan suçlu ilan edilemez. Bir medya kuruluşu hakkında yürütülen soruşturmayı veya alınan bir yargı kararını bütün yönleriyle değerlendirmeden doğrudan basın özgürlüğüne yönelik bir müdahale olarak nitelendirmek son derece yanlıştır.”

Hukuki süreçlere saygı gösterilmesi gerektiğini söyleyen Kılıç, gazetecilerin özgürce çalışabilmesinin ve vatandaşların farklı görüşlere ulaşabilmesinin önemine de değindi.

“Elbette ki gazetecilerin mesleklerini özgürce yapabilmesi, vatandaşlarımızın doğru bilgiye ulaşması ve farklı görüşlerin kamuoyunda karşılık bulması hepimiz için önemlidir. Ancak özgürlükler ile hukuki sorumluluklar birbirinin alternatifi değildir. Radyo sahibi olmak, televizyon sahibi olmak kimseye ama hiç kimseye suç işleme özgürlüğünü sunmaz.”

“DEMOKRASİ YALNIZCA ELEŞTİRİ HAKKINDAN İBARET DEĞİLDİR”

Türkiye'nin demokratik gelişiminin tekil olaylar üzerinden değerlendirilmesini eleştiren Kılıç, geçmişte yapılan reformların ve dönüşümün de dikkate alınması gerektiğini savundu.

Sorunların siyasi polemiklerden uzak, hukuk ve toplumun ortak menfaatleri doğrultusunda ele alınması gerektiğini belirten Kılıç, AK Parti'nin temel hak ve özgürlüklerin korunmasını, hukuk devletinin güçlendirilmesini ve demokratik standartların yükseltilmesini önemsediğini ifade etti.

Kılıç, demokrasinin yalnızca eleştiri hakkıyla sınırlı olmadığını; hukuka bağlılık, kurumlara saygı ve toplumsal sorumluluğu da kapsadığını dile getirdi.