Devlet Bahçeli: Askeri hastaneler yeniden açılmalı

Partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada askeri hastanelerin açılması gerektiğini bir kez daha söyleyen Devlet Bahçeli, "NATO'da askeri hastanesi olmayan tek ülke Türkiye'dir" dedi.

Haber Giriş Tarihi: 30.06.2026 13:48
Haber Güncellenme Tarihi: 30.06.2026 13:48

MHP Lideri Devlet Bahçeli, çalışmalarını Ankara'da sürdürüyor.

Yoğun mesaisine devam eden Bahçeli, bugün partisinin grup toplantısında kürsüde konuştu.

Küresel ve bölgesel gelişmeleri değerlendiren Bahçeli, "Bölgenin bağrına bir hançer gibi saplamış Siyonist terör aygıtı ateşkes münazaralarını pervasızca çiğnemektedir." dedi.

Masada kurulan cümlelerin sahada da korunması gerektiğini söyleyen Devlet Bahçeli, "Uluslararası düzen çetin bir beka satrancına dönüştü." dedi.

"ASKERİ HASTANELER YENİDEN AÇILMALI"

Akabinde sözü Ankara'da düzenlenecek olan NATO Zirvesi'ne getiren Devlet Bahçeli, askeri hastanelerin açılması gerektiğini bir kez daha söyledi.

"NATO'da askeri hastanesi olmayan tek ülke Türkiye'dir. Askeri hastaneler yeniden açılmalıdır." diyen Bahçeli'nin devam eden açıklaması şöyle;

"ASKERİ HASTANENİN OLMAMASI TARİHİ BİR NOKSANLIKTIR"

“Gerçek kudretimiz; harp meydanında, hudut boylarında, vatan müdafaası yaparken yaralanan Mehmetçiğimize ne kadar hızlı ve disiplinli, çelikleşmiş bir sağlık ordusuyla müdahale edebildiğimizle de doğru orantılıdır. Ne hazindir ki bugün NATO içerisinde askerî hastanesi bulunmayan tek ülke Türkiye'dir. Bu durum, şanlı ordumuzun büyüklüğü ve hareket kabiliyeti karşısında kabul edilemez tarihî bir noksanlıktır. Cephede kazanılan her şanlı zafer, ancak cephe gerisinde kurulan köklü ve askerî tıbbın tüm imkân ve ilmiyle donatılmış bir anlayışla nihayete erecektir. Bu sebeple askerî hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir. Çünkü askerî tıp, askerî iklimin görev koşullarını, operasyon psikolojisini, askerî disiplin düzenini ve sert hiyerarşiyi içinde barındıran apayrı ve özel bir alandır.”

"ASKERİ HEKİM ORDUSU ZARURİDİR"

“Terörle amansız mücadelede, sınır ötesi şanlı operasyonlarda ve deniz aşırı mukaddes görevlerde Mehmetçiğimizin yanında askerimizi evladı bilen, kardeşi sayan, onun yaralanmasına, saçına rüzgâr değmesine dahi yüreği razı olmayan, vatanı namus bilen Türk hekimlerinin görev yapması millî beka meselesidir. Mayın ve patlama yaralanmalarında, yanık ve ağır travma vakalarında, uzuv kayıplarında uzmanlaşmış bir askerî hekim ordusu zarurettir. Askerî tıp, mukaddes göreve giden Mehmetçik'e cephe gerisinden cephe hattına kadar uzanan sağlık desteğinin, Mehmetçik'e adanmış fedakâr hekimlik ruhunun ve harp şartlarında çelikleşmiş sağlık aklının adıdır.”

"BU BİR BEKA MESELESİDİR"

“Sivil sağlık sistemlerinin ve hastanelerin savaş cerrahisi ile cephe gerisi lojistiğinde ordumuzun kendine has ihtiyaçlarını tam manasıyla karşılaması mümkün değildir. Şüphesiz her hastanemiz kıymetlidir. Şehir hastanelerimiz, eğitim ve araştırma hastanelerimiz ile üniversite hastanelerimiz aziz milletimize büyük hizmetler sunmaktadır. Fakat askerî sağlık sistemi, savaş ve çatışma anında apayrı bir refleks ve seferberlik hazırlığı ortaya koymaktadır. Bir ordunun topu kadar tabibi, tüfeği kadar tıbbı, zırhı kadar sıhhiyesi de o ordunun şanındadır. Caydırıcılığındadır. Savaş meydanında kanayan yarayı vaktinde saramayan bir devletin zaferi her zaman eksik kalmaya mahkûmdur. Askerî hastanelerin yeniden yapılandırılması, Gülhane ruhunun çağın modern ihtiyaçlarına göre yeniden ihyası ve harp cerrahisinin güçlendirilmesi, tekraren ifade ediyorum, millî beka meselesidir. Gençliğinin baharını, mesleğinin yarınını, anasının duasını, babasının ocağını, yârinin hasretini geride bırakıp vatan nöbetinde duran Mehmetçiğimize, aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize karşı borcumuz, askerî hastanelerin yeniden açılmasıdır.”

"GÖZÜ DÖNMÜŞ ŞER ODAKLARI"

“Değerli dava arkadaşlarım uluslararası nizam, hamlelerin yalnız masanın üstünde ve görünen taşlarla yapılmadığı, kapalı kapılar ardında derinlikli olay ve oyun senaryolarının kurgulandığı çetin ve muhataralı bir beka satrancına dönüşmüştür. Bölge istikrarının tesisi adına okyanus ötesi meclisler ile kadim coğrafyalar arasında filizlenen uzlaşı arayışları ve diplomatik köprüler bir yanda bölgemizde sulh ümidini yeşertirken, diğer yanda bu barış iklimini baltalamak isteyen gözü dönmüş şer odaklarının gizli ajandaları sahnede boy göstermektedir.”

"SİYONİST TERÖR AYGITI"

“Kimi aktörler bölgenin selameti için masada irade beyan ederken, bölgenin bağrına bir hançer gibi saplanmış Siyonist terör aygıtı, "Hiçbir kural ve mutabakat bizi bağlamaz" utanmazlık ve aymazlığıyla ateşkes mülahazalarını pervasızca çiğnemekte, komşu havzaları kan gölüne çevirerek küllenmiş krizlerden çıkar sağlamaya yeltenmektedir. Şurası iyi bilinmelidir ki masada kurulan her hayati cümlenin sahada sarsılmaz bir irade ile korunması kaçınılmaz bir hakikattir. Sahada atılan her pervasız ve haydutça adımın ise diplomaside ve tarihin önünde mukabilinde ağır bir faturası vardır. Böylesi hassas, fetret ve buhran dönemlerinde devletler için asıl mesele, hangi uzlaşı hamlesinin bölgeyi esenliğe götürmeye matuf olduğunu tefrik etmektir. Söz konusu yapıcı adımları sabote etmek amacıyla hangi fırtınaların ve habis niyetlerin kapı ardında beklediğini sezmektir.”

"KARADENİZ'DE SULAR DURULMADI"

“Nihayet namertçe mazluma sıkılan her kurşunun, o sahte ve kibirli duruşların ne kadar temelsiz, ne kadar çürük bir zemine istinat ettiğini milli feraset ve mümince bir basiretle idrak edebilmektir. Bugün küresel güvenlik sahnesinde perdeler feci bir hercümerç ile aralandığında, halkaları kanlı bir esaret zinciri ortaya çıkmaktadır. Karadeniz'de sular durulmamış, Orta Doğu'da barış hilali her parlayacak gibi olduğunda kriz odakları ortalığa yeni bir barut kokusu sindirmiştir. Bulanık suda avlanmayı meslek edinen hasım mihrakların tahrikleriyle Hürmüz'ün dar sularında estirilen her suni fırtına, petrol tankerlerinin rotasından sofralarımızın dirlik ve refahına kadar uzanan ağır bir sabote girişimine dönüşmektedir.”

"ZULMÜ ZANAAT EDİNDİLER"

“Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında müzakere kapılarının aralanması, Hürmüz'de güvenli geçiş ve sahada ateşin susturulması arayışları, daha önce de belirttiğimiz üzere dikkatle takip ettiğimiz gelişmelerdir. Ancak siyonist vahşetin mutabakatı tanımayan bombaları sahada hunharca konuşmaya devam etmiştir. Söz başka, eylem başka olmaya devam ettikçe masada verilen taahhütlerin hükmünden bahsetmek nasıl mümkün olacaktır? Gözü dönmüş bu iftiraz ve cinayet kabinesinin niyeti kirli, akıttığı kan namertçedir. Ateşkes kelamı daha havada asılıyken bu korsan yapı, arkadan hançer saplama maharetini göstererek yeni saldırıların hain planlarını kurgulamaktadır. Netanyahu ve tetikçi avanesi, kurulan müzakere zeminine dair fütursuzca diş göstermekte, barışı amaçlayan ve önceliklendiren mutabakatlara direnmeyi marifet saymaktadır. Mızrak artık çuvala sığmamaktadır. Katil İsrail, mazlumların kanı ile semiren emperyalist bir sömürge düzenidir. Gazze'nin yetim feryatları arşı titretirken, Beyrut'ta mazlumların ağıtları dinmemişken, Siyonist soykırım şebekesi mutabakatları kendi habis çıkarlarına göre eğip bükmektedir. Zulmü zanaat edinen bu kanlı terör makinesinin lügatinde barış, silahlara mühlet kazandırmak demektir. Diplomasi ise vahşeti hukuk kılıfıyla cilalamaktır.”

"NATO ZİRVESİ, TÜRKİYE'NİN DÜNYA SAHNESİNDEKİ KARŞILIĞINI GÖSTERECEK MÜHİM BİR FAALİYETTİR"

“Böyle bir dönemde Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi, Türkiye'nin jeopolitik öneminin, etkin ve caydırıcı kudretle donatılmış şanlı ordusunun, dünyaya örnek olan savunma sanayiinin ve arkasında çözülemeyen düğüm, aşılamayan engel bırakmayan diplomatik ağırlığının dünya sahnesindeki karşılığını gösterecek mühim bir faaliyettir. Cumhur İttifakı ile tahkim edilen devlet aklı da bu zirvede krizleri okuyan, tehditleri gören, fırsatları tartan ve Türkiye'nin haklı tezlerini dünyaya haykıran stratejik iradesiyle bir kez daha kendisini gösterecektir.”

TÜRKİYE'DE ASKERİ HASTANELER

Türkiye'deki askeri hastaneler, 15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminin ardından yapılan düzenleme kapsamında, Sağlık Bakanlığı'na devredildi.

Ayrıca, askeri sağlık personelinin önemli bir bölümü de Sağlık Bakanlığı kadrolarına geçirildi.

Karar doğrultusunda, Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) ile askeri tıp fakülteleri ve eğitim hastaneleri de Sağlık Bakanlığı bünyesine alınarak daha sonra Sağlık Bilimleri Üniversitesi çatısı altında yeniden yapılandırıldı.

15 Temmuz’dan önce Türkiye çapında 33 askeri hastane vardı.

Bunun dışında operasyon bölgelerinde kurulan seyyar hastaneler, sahra hastaneleri bulunuyor.

Bu düzenlemeden önce TSK’daki sağlık sistemi şöyle işliyordu:

- Her birlikte kıta tabipleri bulunuyor ve yaralıya ilk müdahaleyi onlar yapıyordu.

- Askerin birlik içindeki tedavi ihtiyacını ise revir ve karargahta görev yapan hekim gideriyordu.

- Revirin gücünü aşan vakalarda ise yaralı ya da hasta, bölgedeki askeri hastanelerde sevk ediliyordu.

- Gerektiğinde daha donanımlı mevki hastanelerine veya Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ne sevk yapılıyordu.

- Askeri hastaneler, askerlerin ailelerine de hizmet veriyordu.

- TSK’ya sağlık hizmetini, özel askeri akademilerde ve okullarda eğitim görmüş askeri hekimler ile askeri sağlık personeli veriyordu.

Bilinen bazı askeri hastaneler; "Elazığ Asker Hastanesi, Bitlis Tatvan Asker Hastanesi, Konya Asker Hastanesi, Diyarbakır Asker Hastanesi, Gümüşsuyu Asker Hastanesi, Kasımpaşa Askeri Hastanesi, Bursa Asker Hastanesi, Balıkesir Asker Hastanesi, Balıkesir Asker Hastanesi, Van Asker Hastanesi, Çorlu Asker Hastanesi."