Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Özgür Özel'e 'mutlak butlan' göndermesi!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2025 Yılı Yenilenebilir Enerji Yatırımları Toplu Açılış Töreni'nde önemli açıklamalarda bulundu. "Elektrik talebimizin 2035 yılına kadar en az yüzde 50 oranında artmasını bekliyoruz" diyen Erdoğan, enerji arz meselesinin egemenlik ve millî güvenlik meselesi olduğunu belirtti. Öte yandan Erdoğan CHP'de yaşanan mutlak butlan depremi hakkında da konuştu. "Gündemlerinde sadece koltuk kavgası var, hakaret var" diyen Erdoğan, "elinden pamuk şekeri alınmış çocuk misali hırçınlaşan karikatür tiplerin, nezaket sınırlarını aşan sataşmalarını muhatap almıyoruz" ifadelerini kullandı.

Haber Giriş Tarihi: 03.06.2026 17:15
Haber Güncellenme Tarihi: 03.06.2026 17:15

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2025 Yılı Yenilenebilir Enerji Yatırımları Toplu Açılış Töreni'nde konuştu. Enerjide 20235 yılı hedefini açıklayan Erdoğan, CHP'deki koltuk kavgasına ilişkin de konuştu. Özgür Özel'e sert sözlerle yüklenen Erdoğan, "elinden pamuk şekeri alınmış çocuk misali hırçınlaşan karikatür tiplerin, nezaket sınırlarını aşan sataşmalarını muhatap almıyoruz. İnşallah bu çizgimizi, bu duruşumuzu bundan sonra da bozmayacağız" dedi.

TÜKİYE'NİN STRATEJİK DEĞERİNE VURGU YAPILIYOR

İşte Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları:

Hizmet ve eser siyasetimizin bir nişanesi olarak her sene yenilenebilir enerji yatırımlarımızın toplu açılışlarını bahar aylarında gerçekleştiriyoruz. Geçen yıl yine burada, toplam 6.818 MW kurulu güce sahip, 5 milyar dolarlık enerji yatırımını devreye almıştık. İnşallah birazdan da 2025 yılı içinde tamamlanan elektrik üretim santrallerinin resmi açılışını gerçekleştireceğiz.

Törenimizin ve bugün resmen hizmete sunduğumuz yatırımların ülkemiz, milletimiz ve enerji sektörümüz için hayırlı olmasını diliyorum. Bu önemli yatırımları ülkemize kazandıran firmalarımızı, kurumlarımızı ve Enerji Bakanlığımızı canı gönülden tebrik ediyorum.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin bölgesinin enerji merkezi ve kavşak noktası olma vasfı giderek güçleniyor. Önceki hafta, kendi alanında uzman ve seçkin isimlerin bir araya geldiği İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi'nin ikincisini tertipledik. İRES 2026; enerji, madencilik, kritik mineraller ile hidrokarbon alanlarında güncel meselelerin ele alınmasına vesile oldu. Türkiye'nin, bilhassa güncel gelişmeler ışığında enerji alanında bölgesinin sıklet merkezi olduğu çok net biçimde görülüyor. Gerek son dönemde uluslararası basında yayımlanan makaleler gerekse enerji sektörünü çok iyi bilen isimler, ülkemizin günden güne artan stratejik değerine vurgu yapıyor.

2035 HEDEFİ: ELEKTRİK TALEBİ YÜZDE 50 ARTACAK

Aynı sarsıcı rakamlarla LNG fiyatlarının yanı sıra gübre ve plastik dâhil petrol türevi olan bütün ürünlerde karşılaştık. Bunun üzerine kimi ülkeler, enerji tüketimlerini düşürmek için koronavirüs salgını günlerinden hatırladığımız çeşitli kısıtlamaları devreye aldılar. Okullar tatil edildi, özel araçların trafiğe çıkışına sınırlamalar getirildi, uçak seferlerinde ciddi sayıda iptaller oldu ve petrol istasyonlarının önünde uzun kuyruklar oluştu.

Petrol ve doğalgaz bazlı ürünlerin fiyatlarıyla eş zamanlı olarak dünyada enflasyon artmaya başladı. Birkaç ay öncesine kadar küresel ekonomide toparlanma beklenirken, Hürmüz krizi uzadıkça bugün pek çok ülke kendini resesyona hazırlıyor. Bunlara; iş gücü piyasasından turizme, sanayiden tarıma uzanan geniş bir yelpazedeki etkilerini dâhil ettiğimizde, enerji tedariki meselesinin ne kadar hayati bir önemde olduğu çok net biçimde ortaya çıkmıştır. Rusya-Ukrayna Savaşı ile Hürmüz’ün kapanması bize şunu öğretmiştir: Enerji arz güvenliğinin sağlanması sadece bir kalkınma meselesi değil, aynı zamanda bir egemenlik ve millî güvenlik meselesidir.

Kıymetli misafirler, bu krizin hatırlattığı bir diğer husus da fosil yakıtlar dışındaki alternatif enerji kaynaklarına yönelik yatırımların önemidir. Malumunuz; sanayileşme, şehirleşme, nüfus ve teknoloji kullanımı arttıkça enerjiye olan ihtiyaç da yükseliyor. Enerji talebinin gelecekte daha da artacağını hepimiz çok iyi biliyoruz. Sadece yapay zekâ odaklı veri merkezlerinin elektrik tüketiminin gelecek 5 yılda iki katına çıkacağı öngörülüyor. Türkiye olarak, hızla gelişen diğer tüm ülkeler gibi bizim de enerji talebimiz yıldan yıla yükselmektedir. Son 20 yılda ülkemizin enerji ihtiyacı iki katına çıkmıştır.

2025 yılında elektrik tüketimimiz önceki yıla kıyasla yüzde 2,1 oranında artmıştır. Elektrik talebimizin 2035 yılına kadar en az yüzde 50 oranında artmasını bekliyoruz. Şu an enerji arzımızda ithal kaynakların payı yüzde 57 civarındadır. Her yıl değişmekle birlikte enerjide 60 ila 100 milyar dolar arasında bir ithalat faturamız var.

Burada şunu özellikle dikkatinize getirmek istiyorum: Türkiye dünyanın 16., Avrupa'nın da 6. büyük ekonomisidir. Biz aynı zamanda son 23 yılda ortalama yüzde 5,3 büyüyen bir ülkeyiz. Pazartesi günü 2026 yılının ilk çeyreğine dair büyüme rakamları açıklandı. Türkiye ekonomisi bu yılın ilk çeyreğinde, önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,5 oranında büyüme kaydetti. Böylece ekonomimiz, karşılaştığı şoklara rağmen 23 çeyrektir kesintisiz büyümesini sürdürmüş oldu.

ÖZGÜR ÖZEL'E SERT SÖZLER

Bu rakamlar bizim ana muhalefetin hiç mi hiç gündeminde değil. Ne ülkenin meseleleriyle ilgileniyorlar ne de dünyada ne olup bittiğini takip ediyorlar. Gündemlerinde sadece koltuk kavgası var, hakaret var, nümayiş var. Dün kahraman ilan ettiklerine bugün hain damgası vurmak var. Bir ara aynı muameleyi 'gel' deyince koşa koşa gelen eski cumhurbaşkanı adaylarına da yapmışlar, onu da günlerce linç etmişlerdi. Acı da olsa, o hain ve işbirlikçi olma sırasını savdı; şimdi yerini bir başkasına bıraktı. Yarın muhtemelen, bugün alkışlananlar benzer ithamlara maruz kalacak.

Ana muhalefeti esir alan bu sağlıksız ruh hali değişmedikçe, anlaşılan o ki herkes bir gün hedef tahtasına konulacak. Siyaseti halka hizmet vasıtası yerine kariyer ve kazanç kapısı olarak görenlerin çarpık zihniyeti değişmedikçe, bu utanç sahnelerine muhtemelen yarın yenileri eklenecek.

Yaşananlar elbette ana muhalefet partisinin iç meselesidir, bizi ilgilendirmez. Biz, Türk siyasetine yakıştıramadığımız bütün bu tartışmaları güvenli takip mesafesinden izlemekle yetiniyoruz. Şahsımıza, hükümetimize, partimize ve ittifakımıza yönelik çirkin ifadelere rağmen serinkanlı tavrımıza büyük özen göstererek devam ettiriyoruz. Bilhassa elinden pamuk şekeri alınmış çocuk misali hırçınlaşan karikatür tiplerin, nezaket sınırlarını aşan sataşmalarını muhatap almıyoruz. İnşallah bu çizgimizi, bu duruşumuzu bundan sonra da bozmayacağız.

Ama şunun da bilinmesini isterim ki; siyaset kurumunun itibarına ve Türk demokrasinin kalitesine kimsenin gölge düşürme hakkı yoktur. Siyaseti marjinalize etmenin kimseye bir faydası olmayacaktır. İktidar veya muhalefet fark etmeksizin hepimiz, bizlere güvenen milletimize karşı sorumluyuz. Herkesten böylesi bir hassasiyetle davranmalarını bekliyoruz. Rabbim bu ülkeyi, daha kendi aralarındaki meseleleri bile çözemeyenlerin eline bırakmasın diyorum.