AYM'den noter kararı: Düzenleme iptal edildi

Anayasa Mahkemesi (AYM), noterlerin tatil gün ve saatlerinde çalışmasının yönetmelikle düzenleneceğine ilişkin yasal düzenlemeyi Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti.

Haber Giriş Tarihi: 16.07.2026 11:27
Haber Güncellenme Tarihi: 16.07.2026 11:28
herkesedair.com

Anayasa Mahkemesi (AYM), noterlerin tatil günleri ve mesai saatleri dışında çalışmasının yönetmelikle düzenlenmesini öngören hükmü Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti. Karar, Resmi Gazete'de yayımlandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 7532 sayılı Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un bazı hükümlerinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle AYM'ye başvurmuştu. Başvuruyu değerlendiren Yüksek Mahkeme, Noterlik Kanunu'nun 52. maddesine eklenen ve noterlerin tatil günleri ile mesai saatleri dışındaki çalışmalarının yönetmelikle düzenlenmesini öngören hükmü iptal etti. Mahkeme, iptal kararının 9 ay sonra yürürlüğe girmesine hükmetti.

AYM'nin gerekçesinde, Anayasa'nın 50. maddesi uyarınca çalışanların dinlenme hakkının güvence altına alındığına dikkat çekildi. Hafta tatili ve izin hakkına ilişkin temel düzenlemelerin kanunla yapılması gerektiği belirtilen kararda, noterliğin serbest meslek niteliği taşımasının yanı sıra kamu hizmeti olduğu da vurgulandı. Noterlerin tatil günlerinde çalışmasına ilişkin esasların yönetmelikle belirlenmesinin dinlenme hakkına müdahale niteliği taşıdığı ifade edildi.

Kararda ayrıca, temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamaların ancak kanunla ve belirli bir çerçevede düzenlenebileceği hatırlatılarak, noterlerin izin günlerinde çalışmasına ilişkin temel ilke ve esasların yasada yer almadığına işaret edildi.

Öte yandan AYM, aynı kanunla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 226. maddesine eklenen, "Sanığın dosyada kayıtlı son adresine tebligat yapılamaması veya tebligata rağmen duruşmaya katılmaması halinde müdafiye yapılan bildirim yeterli sayılır." hükmünü de iptal etti.

Mahkeme kararında, ceza yargılamasında adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri olan savunma hakkının kişiye bizzat tanınması gerektiği vurgulandı. Sanığın suç isnadına karşı doğrudan savunma yapabilmesinin, hakkaniyete uygun yargılamanın vazgeçilmez koşullarından biri olduğu ifade edildi.