
Katıldığı bir yayında konuşan Memiş, metropol yaşamının ekonomik ve psikolojik baskılar oluşturduğunu ifade ederek, köy yaşamına yönelmek isteyenler için çeşitli fırsatlar bulunduğunu söyledi.
BAZI TEŞVİK VE DESTEKLER VAR
“Bu enflasyondan, ekonomik krizden sıkılanlar, bunalanlar, yani ben metropol yaşamından artık psikolojik olarak da rahatsız olmaya başladım diyenler için köye gitme düşüncesi zaman zaman gündeme geliyor. Ancak köye gidince de insanların aklına şu soru geliyor: Arsam yok, tarlam yok, orada ne iş yapacağım? Fakat burada devletin sunduğu bazı teşvikler ve destekler var. Bu imkânları bir noktada değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.”
KÖYDE NASIL ARSA SAHİBİ OLUNUR
Köylerde arsa edinimine ilişkin süreçlerden bahseden Memiş, belirli şartların yerine getirilmesi halinde uygun koşullarla arsa sahibi olunabileceğini ifade etti.
“Özellikle tüzel kişilerin köyde arsa alımıyla ilgili süreçlerinde köy heyetinden orada oturduğuna dair bir onay alması gerekiyor. Daha sonra valilik ve kaymakamlıktan gerekli belgeler alınıyor.
İl Özel İdaresi’nin elindeki arsalar bulunuyor. Bu arsalar üzerinde beş yıl içerisinde ev yaptırmak şartıyla, yaklaşık 2.000 metrekarelik arsalar rayiç bedel üzerinden ve beş taksit halinde satılıyor. Böylece kişi arsa sahibi olabiliyor. Yani oldukça uygun şartlarla arsa sahibi olma imkânı bulunuyor.”
TARIM VE HAYVANCILIK DESTEKLERİNE DİKKAT ÇEKTİ
Devletin tarım alanında sağladığı teşviklerin önemine vurgu yapan Memiş, üretime yönelmenin gelecekte daha kritik hale geleceğini savundu.
“Bu yönde teşvikler var. Bunun yanında tarım alanında da çeşitli destekler mevcut. Hatta iki hafta önce açıklanan ve 12 Haziran’a kadar devam eden tarım teşvikleri bulunuyor. İster arıcılık yapın, ister hayvancılık, ister buğday, tahıl ya da pamuk üretimi yapın; bu alanlarda ciddi anlamda teşvik ve desteklerin olduğunu bilmek gerekiyor. Bunu bir alternatif olarak söylüyorum. Çünkü pembe tablolar çizmenin bir anlamı yok.” Küresel ekonomide yaşanan gelişmelerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirten Memiş, iyimser senaryoların tek başına yeterli olmadığını söyledi.
“Geçici bir enflasyon, birazdan ferahlayacağız, rahatlayacağız gibi söylemler kulağa hoş geliyor. Ancak dünya ekonomisindeki gelişmelere baktığımız zaman durumun bu kadar basit olmadığını görüyoruz.”
ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarına da değinen Memiş, küresel piyasalardaki belirsizliğin sürdüğünü ifade etti.
“Trump dün yaptığı açıklamalarda ‘Umurumda değil’ dedi. Ne kadar sürerse sürsün, anlaşma olmuş olmamış fark etmez şeklinde konuştu. Sonra tekrar benzer açıklamalar yaptı. Ardından Netanyahu ile görüştüğünü ve askerlerin geri çekileceğini söyledi. Bir yandan ‘umurumda değil’ deniyor, diğer yandan perde arkasında görüşmeler sürüyor.”
PETROL VE KÜRESEL RİSKLER VURGUSU
Enerji fiyatlarındaki hareketliliğin devam edeceğini öngören Memiş, yıl sonuna kadar piyasaların dalgalı seyrini koruyabileceğini dile getirdi.
“Bu süreçte petrol fiyatları 100 dolar seviyesinin üzerine çıkıyor, yüzde 6’lara varan hareketler görülüyor. Yıl sonuna kadar bu tür oynaklıkların devam edeceğini düşünüyorum.”
Küresel gelişmelere yönelik toplumsal tepkilerin yetersiz kaldığını savunan Memiş şu değerlendirmeyi yaptı:
“İnsanlar fakirleşiyor, petrol fiyatları yükseliyor, ekonomiler zarar görüyor ama buna güçlü bir tepki veren de yok. Geçen yıl dünyanın gözü önünde binlerce insan açlıkla, bombalarla hayatını kaybetti. Kimsenin ciddi anlamda sesi çıkmadı. Şimdi de benzer şekilde birçok gelişmeye karşı güçlü bir tepki gösterilmiyor ve süreç bu şekilde ilerlemeye devam ediyor.”
Memiş, vatandaşların mevcut düzene ilişkin sorgulama yapması gerektiğini söyleyerek “Bugünkü ortamda insanların şu soruyu kendilerine sorması gerekiyor: Dünya ekonomisinin gerçekten iyi olmasını istiyorlar mı? Benim servet sahibi olmamı, zengin olmamı istiyorlar mı? Bu sorulara verdiğiniz cevaba göre pozisyon almanız gerekiyor.” dedi.
“Ben her zaman şunu söylerim: Sistem sizi zengin etmek için kurulmadı, cebinizdekini almak için kuruldu.”
Gelecekte bireysel özgürlükler ve kaynak kullanımı konusunda daha fazla düzenleme gelebileceğini öne süren Memiş, şu değerlendirmede bulundu:
“Bir yasa çıkarılıyor ve ‘Buraya seyahat edemezsin’ deniyor. Vize kısıtlamaları geliyor ve dolaşım özgürlüğünüz daralıyor. Yarın bir gün suyla ilgili düzenlemeler gelecek, istediğiniz kadar su tüketemeyeceksiniz. Gıda konusunda düzenlemeler gelecek, istediğiniz kadar gıda tüketemeyeceksiniz. İnsanların kontrollü bir yeni dünya düzeni içerisinde yaşamaya yönlendirildiğini düşünüyorum ve bunun farkına varılması gerektiğine inanıyorum.”
Piyasalara ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Memiş, Borsa İstanbul’da yükseliş beklentisini koruduğunu ifade etti.
“Borsa İstanbul 13.703 puan seviyesinde kapanış yaptı. Daha önce de söylediğim gibi kısa vadede 13.000–14.000 puan aralığında dalgalanmalar devam edebilir. Daha sonra 16.000 puan ve özellikle yılın ikinci yarısında 20.000 puan seviyelerine doğru hareket potansiyeli olduğunu düşünüyorum.”
Döviz ve altın tarafında ise şu değerlendirmeleri yaptı:
“Euro/Dolar paritesi 1,1650 seviyelerinde. Döviz kurları genel olarak stabil görünse de yükseliş yönlü beklentimiz devam ediyor.”
“Altının ons fiyatı dün 4.570 dolar seviyelerine kadar gerilemişti. Bugün ise 4.536 dolar seviyesine yükseldi. Mevcut şartlarda bu tür hareketler normal.”
“Gram altında da dün sert bir geri çekilme vardı. Bugün baktığımızda 4.067,18 lira seviyelerinde işlem görüyor. Bir gün düşüyor, bir gün yükseliyor. Bu piyasaları hiçbir zaman rahat bırakmayacaklar.”
“Ocak ayında ne söylediysem bugün de aynısını söylüyorum: 2026 yılı manipülasyon yılıdır ve bu süreç yıl sonuna kadar devam edecektir. 2026 yılı paradan para kazanma yılı değildir. Bu konu benim açımdan tartışmaya kapalıdır.”
EVİNİ SATIP ALTINA GEÇENLERİ UYARDI
Son dönemde sosyal medyada görülen yatırım eğilimlerini de eleştiren Memiş, konut satıp altına yönelmenin önemli riskler taşıdığını belirtti.
“Sosyal medyada insanlar evini sattığını açıklıyor. Sonra bir kilo külçe altın fotoğrafı paylaşıp ‘Bundan iki ev alacağım’ diyor. Ben buna katılmıyorum. Evinizi sattığınız gün büyük bir risk almış oluyorsunuz. Beklentiler gerçekleşmezse yeniden ev sahibi olamayabilirsiniz. Aile düzeniniz bozulabilir, maddi sıkıntılar yaşayabilirsiniz.”
“Bu nedenle korunmaya ve birikim yapmaya devam etmek gerekiyor. Enflasyona karşı yapılabilecekler sınırlı. Ancak ekilebilir tarım arazisi alabiliyor musunuz, kendi ihtiyaçlarınızı karşılayabiliyor musunuz, tasarruf oranınızı artırabiliyor musunuz; bunlara odaklanmak gerekiyor. Bunun dışındaki pek çok tartışma bana göre magazinsel boyutta kalıyor.”