
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016 tarihinde İstanbul Beykoz'daki çiftliğinde meydana gelen şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı.
Soruşturma kapsamında “yalan tanıklık” suçlamasıyla tutuklanan doktor Nurettin Demirkol'un yargılanmasına başlandı.
Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen ilk duruşmada tutuklu sanık Demirkol ve tarafların avukatları hazır bulundu.
DURUŞMANIN BASINA KAPATILMASI TALEBİ REDDEDİLDİ
Duruşmada kimlik tespiti yapılan Nurettin Demirkol, mesleğinin doktor olduğunu ve aylık gelirinin 200 bin lira olduğunu beyan etti.
Sanık avukatları, duruşmanın izleyicilere ve basın mensuplarına kapalı olarak gerçekleştirilmesini talep etti.
Mahkeme, avukatların bu talebini reddederek yargılamanın açık şekilde sürdürülmesine karar verdi.
Kimlik tespitinin ardından duruşmaya sanığın savunmasıyla devam edildi.
İDDİANAMEDE DOKTORUN İFADELERİNDEKİ ÇELİŞKİLER SIRALANDI
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Nurettin Demirkol'un Beykoz'daki özel bir hastanede dahiliye uzmanı olarak görev yaptığı ve Denizolgun'un özel doktoru olduğu belirtildi.
Demirkol'un 26 Ağustos 2026 tarihinde tanık sıfatıyla verdiği ifadeye de iddianamede yer verildi.
İddianameye göre Demirkol, savcılık ifadesinde Denizolgun'un özel doktoru olmadığını, çiftliğe gittiğinde Murat B. ile yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu, Denizolgun'un yüzünde ve vücudunda kan görmediğini ve ölümü şüpheli olarak değerlendirmediğini söyledi.
Ancak savcılık, bu beyanların olayla ilgili tutanaklar, telefon kayıtları ve diğer tanık anlatımlarıyla çeliştiğini ileri sürdü.
"KAN GÖRMEDİM" İFADESİYLE TUTANAK ARASINDA ÇELİŞKİ İDDİASI
İddianamede, Demirkol'un Denizolgun'un yüzünde kan görmediğini söylemesine rağmen ölü muayene tutanağında ağzından kan sızdığını belirttiği aktarıldı.
Ayrıca bilirkişi doktorun Denizolgun'un yüz kısmının kanlı olduğuna ilişkin değerlendirmesine yer verildi.
Savcılık, Demirkol'un ölümün şüpheli olmadığı yönündeki beyanıyla olay sırasında polis ekiplerine aktardığı bilgilerin de farklılık gösterdiğini öne sürdü.
POLİSİ KİMİN ARADIĞI TELEFON KAYITLARINDAN İNCELENDİ
İddianamede dikkat çeken bir diğer ayrıntı, olay gecesi polise yapılan ihbara ilişkin oldu.
Demirkol'un polis ekiplerini kimin aradığını bilmediğini söylediği, ancak 155 Acil Çağrı ihbar kayıtları ve olay yerine gelen polis memurunun beyanına göre ihbarı kendisinin yaptığı belirtildi.
Savcılık, Demirkol'un olay sırasında kendisini Denizolgun'un özel doktoru olarak tanıttığını ve ölümü şüpheli olarak değerlendirdiğini, buna karşın daha sonra farklı ifadeler verdiğini ileri sürdü.
HTS KAYITLARINDA DİKKAT ÇEKEN AYRINTILAR
Hazırlanan iddianamede, sanığın olay günü bulunduğu yerlere ilişkin beyanları ile telefon sinyal kayıtları arasında da çelişkiler olduğu iddia edildi.
Demirkol'un olay günü Kısıklı'daki ikametinde bulunduğunu söylemesine rağmen HTS kayıtlarında bu bölgede baz kaydına rastlanmadığı belirtildi.
Ayrıca sanığın çiftliğe gittiğinde Denizolgun'u ölü bulduğunu ifade etmesine karşın hastaneyle ardışık telefon görüşmeleri yaptığına ilişkin kayıtların bulunduğu aktarıldı.
Demirkol'un çiftliğe gelişinden yaklaşık bir saat sonra polis ekiplerinin geldiğini söylediği, ancak iddianamede çiftlikteki ilk baz kaydının saat 22.15, 155 ihbarının ise saat 00.30 olarak yer aldığı bildirildi.
HİLMİ TUNA KURİŞ VE ALİHAN KURİŞ'İN DE OLAY YERİNDE OLDUĞU İDDİASI
İddianamede, olay yerinde bulunduğu belirtilen kişilere ilişkin de ayrıntılara yer verildi.
Demirkol'un çiftlikte yalnızca Murat B. ve yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu beyan ettiği, ancak olay yeri inceleme raporu, HTS kayıtları ve tanık ifadelerine göre Hilmi Tuna Kuriş ile Alihan Kuriş'in de olay yerinde bulunduğunun tespit edildiği öne sürüldü.
Savcılık, Hilmi Tuna Kuriş'in çiftlik bölgesindeki baz kaydının Demirkol'unkinden önceye ait olduğunu ve aralarında ardışık telefon görüşmeleri bulunduğunu belirtti.
Bu veriler doğrultusunda sanığın olay yerindeki diğer kişileri bilmediği yönündeki beyanının hayatın olağan akışına aykırı olduğu değerlendirmesi yapıldı.
İddianamede ayrıca Ahmet Gökçen'in Adli Tıp Kurumunda bulunmadığı yönündeki beyana karşın HTS kayıtlarının Gökçen'in kurumda olduğunu gösterdiği ileri sürüldü.
DOKTOR HAKKINDA 4 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, iddianamede Demirkol'un savunmalarının suçlamayı reddetmeye yönelik olduğunu ileri sürdü.
Savcılık, sanığın “yalan tanıklık” suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep etti.
Nurettin Demirkol hakkındaki suçlamalar henüz kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla hükme bağlanmadı.
Yargılama süreci devam ediyor.