Korona Virüsü Sonrası Alışkanlıklarımız

Okuma Süresi: 2 Dakika

Sevgili Cem Yılmaz’ın “FUNDAMENTAL” gösterisinde dediği bir laf geldi aklıma: “Eskiden arabaların camlarını indirmek için kolları vardı. Yolda arabayla giderken insanlarla tartıştığımızda, camı aşağı indirsene! Diye elle hareket yapardık. Zamanla bu hareket kayboldu. Yıllar geçtikçe bazı hareketler kaybolup yerine, yeni-yeni hareketler gelmeye başladı”.

Türk toplumu olarak selamlaşmaya büyük önem veren bir milletiz. Tanıdığımız insanları gördüğümüzde onlarla tokalaşmayı, sarılmayı, öpmeyi eksik etmezdik. Şimdilerde ise sosyal mesafeyi koruyarak başımızı öne eğiyoruz. Çok samimiysek dirseğimizle hatta bazıları ayakla bile selam verir oldu. Ne değişti şimdi? Bende hastalık varsa karşı tarafa ya da karşı tarafta varsa bana bulaşır mı diye korkar olduk. Korkmalıyız da!

Ne kadar değerliymiş sevdiklerimize sımsıkı doya doya sarılmak. Üniversiteyi uzak yerde okuyup geri dönmenin heyecanı, askerliğin bittikten sonra eve kavuşmanın huzuru… Uzun yol şoförlerinin işleri bittikten sonra sıcacık yuvasına kavuşup eşine, annesine, çocuklarına sımsıkı sarılmaları yarım kaldı be!.. Bizim de öyle…

Bugünlerde siz de görmüşsünüzdür, bazı ünlülerin instagram videolarında ” evde bir süre kalmamız, beni, içime dönmemi, kendimi dinlememi sağladı” diye herkes söylemlerde bulunuyor. Aslında doğru bir söz. İnsan yalnız kaldıkça, her ne kadar telefonla bir müddet oyalandıktan sonra kendiyle baş başa kalıp eğrisiyle doğrusuyla oturup kendimizle yüzleşmeye başlıyoruz.

Peki bu yüzleşmeye başlıyoruz da ne var içimizde? kendimizde? Bomboş duvarlarla kaplı, bir sokak lambası bile olmayan bir karanlık kuyu mu? Yoksa etrafı yemyeşil ağaçlarla dolu, kuşların cıvıltısıyla mutlu olan, karlı dağın ardında güneşin doğmasını bekleyen, güne umutla bakan, gelecek planları yapan bizler mi?

Ne düşünürsek düşünelim, nasıl yaşarsak yaşayalım biran önce bu virüsün, ülkemizden ve dünyadan daha fazla can kayıpları vermemesi için Allah’a el açıp dua etmeliyiz. Her şey için hakkımızda hayırlısı olsun.

Korona Öncesi ve Sonrası

Okuma Süresi: 2 Dakika

Korona Virüsünün İnsanlar Üzerindeki Etkileri

Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikiniz.

HZ. MUHAMMED
  • İnsanoğlu,şimdi benim durumum ne olacak diye düşünmeye başladı değil mi? Acaba bana bulaşacak mı? Aileme bulaştı mı? Bundan sonraki hayatımız nasıl devam edecek? İşten çıkarılacak mıyım? Gibi aklımıza onlarca soru gelmekte.
  • Corona virüs hastalığı (COVİD-19) Dünyada 170’ten fazla ülkede yayıldı. Türkiye’de ilk korona virüs vakası 11 Mart’ta tespit edildi.Her ne kadar bu virüs Çin’de görülmüşse de vaka sayısı en fazla olan ülke ABD, can kaybının en çok olduğu ülke ise İTALYA oldu.

Biz Evdeyiz Tamamda Alışkanlıklarımıza ne olacak?

  • Öğretmeninden öğrencisine, memurundan emeklisine, özel sektörde çalışanına kadar herkesi bu virüs hem maddi hem de manevi olarak ciddi şekilde etkileyeceğe benziyor. Dışarıya çıktığımızda günlük rutin eylemlerimize bile gem vurulmuş durumda. İnsanların kafelerde vakit geçirmesi, sinema ve tiyatro izlemesi,lokantalarda yemek yenmesinden tutunda dışarıda piknik yapıp balık tutulmasına kadar bir çok şeye yasak getirildi. Hatta şehirlerarası yolculuk yapılmasının valilik izni ile yapılabileceği söylenildi.(Artık e-devletten de yapılabiliyor.)
  • Durum böyleyken özel bir sebebimiz yok ise dışarıya çıkmayacağımız gayet açık ve net. Hazır evde dinlenirken sosyal medyada çok fazla vakit geçirmememiz(saatlerce) gerektiği kanısındayım .Neden mi? Çünkü sosyal medyanın insanı hipnotize (esir alması) ettiğini düşünüyorum. Kötü alışkanlıklarımızın yerine benzer kötü alışkanlıklarımızla değiş tokuş yapmamalıyız.

Peki Ne Yapmalıyız?

  • Yapılan araştırmalar göre, şu üniversitenin bilmem ne faresinde yapılan deneylerden bahsetmeyeceğim size:) Ama alışkanlık denen illet (güzel veya kötü alışkanlık) sürekli yapılan eylemler bütünüdür. Ve her gün tekrarlandığı taktirde davranışa dönüşür. Bir şeyi 40 kere söylersen olur derlerya bir şeyi 21 gün boyunca yaptığımızda bizim beynimiz bunu, artık alışkanlık olarak kabul ediyormuş arkadaşlar.
  • Bizim kendi alışkanlıklarımızı değiştirmemiz çok zor gibi görünüyor. Lakin, kendi kendimizle mücadele ettiğimiz taktirde bu mümkün. Hiç kitap okumayan birisi neden günde sadece yarım sayfa kitap okumasın? Hiç spor salonuna gitmemiş bir insan 15 dakika boyunca yaptığı esneme gerilme egzersiziyle neden zinde kalmasın?
  • Eskiden zaman bulamayıp bıraktığımız birden fazla hobilerimiz vardı. İşte onlarla yüzleşmenin tam sırası. Yapacağımız küçücük bir hareket, bir eylem bizleri ilerideki yaşantımıza büyük şekiller vereceği kanısındayım. İlle de herkes kitap okusun,film izlesin spor yapsın değil,annemize evde yemek yaparken bile yardımcı olabiliriz.
  • Lütfen herkes evde kendini geliştirebilecek ve değiştirebilecek sadece bir şey bulsun ve onunla mümkün olduğu kadar az ilgilensin. Çünkü ilerde senin, onunla uğraşmaktan kendini alamayacak bir hale gelmeni istiyorum.